Ben bu gönül tezgahında
Aşk dokudum, aşk okudum
Erenlerin dergahında
Aşk okudum, aşk dokudum
Her güçlüğü bile bile
Göznuruyla, sabır ile
Yumak yumak, çile çile
Aşk dokudum, aşk okudum
Ben bu gönül tezgahında
Aşk dokudum, aşk okudum
Erenlerin dergahında
Aşk okudum, aşk dokudum
Her güçlüğü bile bile
Göznuruyla, sabır ile
Yumak yumak, çile çile
Aşk dokudum, aşk okudum
Ünlü şarkıcı Sibel Tüzün tatil için geldiği Bodrum Türkbükü’nde, özel bir kulüpte mini bir konser verdi. Sahneye altın sarısı pullu bir kıyafetle çıkan Tüzün, derin bacak yırtmacının azizliğine uğradı. İç çamaşırının göründüğünü geç fark eden Sibel Tüzün, hemen yırtmacı kapattı.
Psikolog ve araştırmacılar, geçtiğimiz 10 yıl boyunca, internetteki pornografi sitelerine giren kadınların sayısında büyük bir artış olduğuna dikkat çekti.
Kolay ulaşımı sayesinde internetin, pornografi bağımlılığını tetiklediğini belirten psikolog ve araştırmacılar, bu sitelere giren kadınların sayısının arttığını belirtti.
Çalışmalar sonucunda, kadınların pornografi sitelerine daha çok girmesinin altında, internette isimsiz yayın yapma hakkının yaygınlaşması ile güvenlik önlemlerinin azalması gibi nedenler yattığı ortaya çıktı.
Araştırmalar ayrıca, kadınların, internet sitelerinde porno içerikli ilanları daha çabuk gördüğünü de ortaya koydu. Sosyal içerikli sitelerin eksikliğinde giderek yayılan pornografinin, herhangi bir denetleme mekanizması olmadığı için de kadınlara daha cazip geldiği kaydedildi.
Pornografinin yeni bir şey olmadığını hatırlatan araştırmacılar, internet sayesinde tüm yaştan insanlara ulaşabilir hale geldiğinin altını çizdi.
-”KADINLAR İNTERNETİ DAHA AKILLI KULLANIYOR”-
Washington Post’un haberinde lisanslı psikolog Douglas Weiss’in konuyla ilgili, “Erkeklerde olduğu gibi kadınlar da pornografi bağımlısı olmaya devam ediyor. Bunun, kadınların interneti kullanırken daha akıllı davranıp, cinsel içerik dışındaki ilişkilerinde ve online sohbeti kullanmayı artırmalarına bağlıyorum” dedi.
-”PORNOGRAFİYE EN BAĞIMLI KADIN, TOPLUMUN ONAYLAMADIĞI İLİŞKİLER YAŞIYOR”-
Sosyoloji profesörü Mary Anne Layden, porno sitelere en çok giren kadınların, normal yaşamlarındaki ilişkilerinin sorunlu olduğunu, toplumun onaylamadığını belirtti. Layden, konuşmasında erkeklerin pornografiyi daha önce keşfettiğini de hatırlattı.
Parasal nedenlerden dolayı yıllarca ekrana geldiği Show TV’nin ardından, geçtiğimiz yıl transfer olduğu Star TV’den de maçlara tercih edildiği için ayrılan fenomen dizi Kurtlar Vadisi Pusu’nun yeni kanalı resmen açıklandı.
Gösterildiği her sezon izlenme rekoru kıran dizi film ‘Kurtlar Vadisi’nin yeni bölümleri, eylül ayından itibaren perşembe günleri saat 20.00′de atv’de izlenecek.
YENİ KARAKTERLER RENK KATACAK
Sabah Gazetesi, Vadi’nin atv’ye transferini manşetten duyurdu. Vadi’nin sürprizlerle geldiğinin belirtildiği Sabah’ın haberine göre diziye yeni eklenecek karakterler renk katacak.
POLAT KIZININ YAŞADIĞINI ÖĞRENEBİLECEK Mİ?
Eylül ayında başlaması planlanan dizinin yeni sezonunda “Polat, kızının yaşadığını öğrenecek mi? Aron Feller’in ülke üzerindeki planlarına engel olmayı başarabilecek mi” sorularının cevapları ve daha fazlası yer alacak.
Öte yandan Kurtlar Vadisi dizisinin yapımcı firması Pana Film de bir açıklama yayınladı.
Pana Film atv’ye geçişle ilgili yapılan açıklamada “Vadisi Pusu, yeni sezonda kendi gününde ve kendi saatinde ATV ekranlarında olacak! Haziran ayında muhteşem bir finalle sezon tatiline giren Kurtlar Vadisi Pusu’nun yeni sezonda yayınlanacağı kanal belli oldu. Kurtlar Vadisi Pusu, önümüzdeki sezonda kendi gününde kendi saatinde ATV ekranlarında sevenleriyle bulaşacak…” denildi.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin görülen davada tanık olarak dinlenen Cavit Kılıç, “Olay günü Ogün Samast, bizim işlettiğimiz internet kafeye geldi. Yaklaşık 2,5 saat birileriyle yazıştı. Yazışırken heyecanlı olduğunu gördüm. Olaydan sonra ilk eşkal veren benim” dedi.
İSTANBUL – AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgi davada, ‘tetikçi’ olarak yargılanan Ogün Samast’ın cinayetten önce gittiği internet kafenin sahibi polis Cavit Kılıç tanık olarak dinlendi. Cinayetten sonraki ifadesinde Samast’ın kafeye gelmediğini söyleyen Kılıç dünkü duruşmada Samast’ı teşhis edip, “Olaydan önce kafede iki buçuk saat birileriyle yazıştı. Çıktıktan sonra silah sesi geldi. camdan baktım. ‘Birini öldürdüm’ diye bağırarak koşuyordu” dedi. Kılıç, daha önce ‘ilan’ için AGOS’a gittiğini ve Dink’i gördüğünü de anlattı. Bu arada Kılıç’ın anlatımlarına göre kafedeki bilgisayarların harddiskleri cinayetten sonra koplayandı. Ancak bugüne kadar Samast’ın cinayet öncesi görüşmelerini ortaya çıkarması bakımından önemli olan bu yazışmalarla ilgili bir sonuç ortaya çıkmadı. Dink’in 19 Ocak 2007′de gazetesinin önünüde öldürülmesiyle ilgili davanın 14. duruşması dün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Ogün Samast ile tutuksuz sanıklar Ahmet İskender, Ersin Yolcu ve Salih Hacısalihoğlu katıldı. Duruşmaya 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Erkan Canak’ın yerine Hakim Resul Çakır başkanlık yaptı.
Beş altı kişiyle yazışıyordu
Duruşmada Samast’ın cinayetten önce Şafak Sokak’ta gittiği internet kafenin sahiplerinden polis memuru Cavit Kılıç tanık olarak dinlendi. Bir cinayet suçundan başka bir davada tutuklu yargılanan Kılıç, Samast’ı teşhis etti ve şunları anlattı:
“Biz babamla bu işlerine ’temizlik hizmetleri, güvenlik sistemleri ve danışmanlık ticaret’ olarak açtık. Sonra bilgisayar alarak bir kısmını internet kafeye çevirdik. Olay günü Ogün Samast internet kafede, yaklaşık iki buçuk saat kaldı. Kimlerle yazıştığını bilmiyorum, beş altı kişiyle msn görüşmesi yaptı. İnternet kafede biraz heyecanlıydı. Ekranı cama yansıdığı için gözüme ilişti. Msn’de konuştuğu kişilere İstanbul’u fazla bilmediğini yazmıştı. Belimdeki silah kılıfını gördü. Hiçbir şey sormadı. Kafeden ayrıldıktan 20 dakika sonra silah sesi duydum. Camdan baktığımda Samast’ı gördüm. ‘Birini vurdum’ diyerek kaçıyordu. Arkasında başka birisi yoktu. Olay günü ben izinliydim.”
İnternet kafeyi 2004 yılında açtığını, 2008′de kapandığını söyleyen Kılıç, daha önce AGOS Gazetesi’ne gittiğini de belirtti ve “2006 ya da 2007 yılında mezarlık temizliği ilanı için AGOS’a gitmiştim. Hrant Dink’i bir kapı aralığından gördüm” dedi. Kılıç’ın anlatımları üzerine Dink ailesi avukatlarından İnci İşbulur, “Gördüğün kişinin Dink olduğunu nasıl anladın?” diye sordu. İlk ifadesinde “Dink’i iyi tanırım” diyen Kılıç, “Gazetede resimlerin gördükten sonra anladım” yanıtını verdi.
İlk ifadesiyle çelişti
Bu arada Kılıç’ın olaydan sonraki ilk ifadesinde tüm bu ayrıntaları anlatmadığı ve hatta Samast’ı görmediğini söylediği anımsatıldı. Kılıç, tutuklu olması nedeniyle psikolojisinin iyi olmadığını söyledi. Dink ailesi avukatlarından Arzu Becerik, “Burada psikolojisi kötü olan başkaları da var” deyince Kılıç’ın “Hiç belli olmuyor” yanıtı vermesi desalondakilerin tepkisine neden oldu. YArgıcın müdahalesiyle ortam sakinleşirken Becerik, tanığa “Neden cinayetten sonra internet kafenizin camına ’Hepimiz Türk’üz’ diye yazdınız?” sorusunu yöneltti. Bunun üzerine Kılıç, “Hepimiz Ermeniyiz diye yürüyenler tüm sokağı taşladılar. Ben de Türk’üz diye yazdım. Ölen kişinin kim olduğu beni ilgilendirmiyor” diye yanıt verdi. Fethiye Çetin de Kılıç’a “Emniyet ifadenizde ’Samast’ın kaçarken söylediği söz yok. Neden söylemediniz” diye sordu. Kılıç, “Ne söyleyip söylemediğimi hatırlamıyorum” dedi.
Harddisk bilgileri nerede?
Ogün Samast’ın yazışma yaptığı bilgisayarda Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görevli polislerin gelerek inceleme yaptıklarını anlatan Kılıç, “Bilgisayara baktılar. Bir cihaz bağladılar. Ne yaptılar bilmiyorum. Bizim bilgisayarda oturum kapatıldığında herşeyi silen bir program vardı. Bu program yapılan tüm yazışmaları ortadan kaldırıyordu. Ellerinde ne olduğunu bilmiyorum” diye konuştu.
Tuncel: Dink’in adını vererek konuştu
‘Azemettirici’ olmakla suçlanan tutuklu sanık Erhan Tuncel ise telefon ve internet kayıtlarının çıkarıldığı takdirde kendisinin beraat edeceğini ifade ederek, “Dört tane önemli görüşmem var. İçinde Hrant Dink’in ismi geçiyor. Bu görüşmelerim dosyada yok. Bu görüşmeler çıkarılırsa ben bu davadan beraat ederim. Ben Hrant Dink’in öldürüleceği istihbaratını emniyete verdim. Hatta nokta da söyledim. Agos gazetesinin önünde Dink’in ensesinden vurularak öldürüleceğini söyledim. İstihbarat mantığında değerlendirildiğinde benim ödüllendirilmem lazım. Bu olayın Türkiye’ye verdiği zarar ortadadır. Tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu.
Rakel Dink’in gözyaşları
Duruşmada Dink ailesinin avukatları Hrant Dink’in konuşmalarını ve hakkında açılan davalar sırasında adliye önünde ya da gazete önünde yapılan eylemleri barkovizyonla mahkemede izlettirdi ve bu eylemlere katılanlardan isimleri geçenlerin dinlenmesini istedi. Bu görüntüler duvarda yansıdığı Rakel Dink gözyaşlarını tutamayarak ağladı.
Hrant arkadaşları yine orada
Duruşma öncesi Beşiktaş Meydan’da toplanan ‘Hrant’ın Arkadaşları’ grubu üyesi bir grup ‘Faşizme inat kardeşimizsin Hrant’ sloganları atarak adliye önüne kadar yürüdü. Rakel Dink yaptığı açıklamada geçen ay intihar eden Dink ailesi avukatlarından Hakan Karadağ’la ilgili olarak “Aramızda olmayışı bizim için çok acı. Bugün o olmadan yapılan ilk mahkememiz. O ilk günden beri bizimle birlikte kendi payını, kendi katkısını koydu. Yanımızda bulundu. Ailesine, dostlarına, iş arkadaşlarına ve hepimize kutsal ruhun tesellisini diliyorum. Özellikle annesi için çok üzgünüm. Teşekkür ederim” dedi. (Radikal, dha, aa)
5-6 YAŞ ÇOCUKLARLA SOHBET ETME SANATI
Çocuk ve sohbet deyince akla oyun geliyor hemen. Ebeveyn olup da çocuğu ile oyun
oynamayan var mıdır? Varsa çok şey kaybediyordur elbette. Oyun oynama yakınlığına
giremediğiniz bir çocukla ne kadar sohbet edebilirsiniz ki…
Çocukların en bilgece yönlerinden biri de, çocuk sevenlerle çocuk sevmeyenleri, sahte
sevgilerle gerçek sevgileri çok iyi ayırt etmeleridir. Bu da gerçek bir sohbeti kiminle
yapabileceklerini bilmelerini sağlar.
Çocuğun her şeyi bilinmeli midir? Hayır. Ama bilmemizi gerekenleri bilebilmek için onunla
konuşabiliyor olmamız gerekir. Ayakta değil çömelip, elimizdeki işimize bakaraktan değil
göz göze gelerek, dinlemeyerek, ne anlatacağını merak ederek, dinlediğimizde… İşte böyle
olduğunda çocuk o güzel dünyasını açar bize. Artık onu gerçekten bilebilir, gerçekten
koruyabilir, gerçekten annesi, babası, abisi, ablası olabiliriz. Biz onu dinlediğimizde, o da bizi
dinler.
Çalışan anne babaların en büyük derdidir çocuğu ile zaman geçirememek… Uzun zaman
geçiremiyoruz, o zaman kaliteli zaman geçirmeliyiz diye düşünürler. Fakat burada çok tehlikeli
bir viraj vardır, eğer yorgunsanız, içinizden gelmediği halde çocuğunuzla “kaliteli zaman
geçirmeliyim” bilinci ile kendinizi zorlayıp “15 dk” vakit geçirmeye çalışıyorsanız, çocuk bunu
çok çabuk algılar. Sıkıldığınızı fark eder, ama sebebi yorgunluğunuza değil kendisinden sıkılmış
olmanıza verir. Buradan yola çıkıp kendisinin sıkıcı olduğu fikrine bile kapılabilir. O yüzden
içinizden geldiği zaman, içinizden geldiği kadar, içinizden geldiğini iyi ifade ederek zaman
geçirilmelidir çocuklarla. Bu zamanlardaki sohbettir tüm ilişkiyi belirleyen, o ilişkiye yön
veren…
Beğenilmeyen çocuklar, sık eleştirilen çocuklar, kendisinden yapabileceğinin üzerinde şeyler
beklenen çocuklar, agresif anne babanın çocukları bu sohbetlerden yoksun kalırlar. Başkaları
ile konuşmaya başlayabilirler, içlerine kapanabilirler.
Çoğu çocuk anne babasına dokunmayı, kucağa oturmayı iki minicik öpücük almayı sever.
5-6 yaş çocuğu rüyalarını anlatmaya bayılır. Rüyalarını anlatarak dünyasını, korkularını,
endişelerini dile getirir. Günlük hayatta konusu geçmeyebilecek pek çok şeyin konuşulması
sağlanmış olur. Her anne babanın rüya kanalını değerlendirmesi gerekir.
Her çocuğun çok sevdiği bir oyun vardır. O oyunda anne babasını görebilmek onun için paha
biçilmez oranda değerlidir. İçinizden geldiğinde, gerçekten müsait olduğunuzda bu oyunu
çocuğunuzla oynamanız kesinlikle önerilir. O oyunda konuşulanlar her iki taraf için de paha
biçilmez olacaktır.
Rol değiştirip, onu anne veya baba yapmak, anne veya babanın da çocuk olması;
ebeveynliğiniz hakkında çok zengin bir bilgi sunar ve çok şey gözle görünür hale gelir.
Annenin de çocuk rolünde, kendi çocuğunun sıkıntılarını mizahi bir üslupla dile getirmesi,
mız mızlanması, yemek yemek istememesi çocuğa çok şey katar. Belki de o davranışlarını
değiştirmesine yol açar.
Çocukla birlikte resim yapmak, özellikle de aile ve arkadaş resimlerinin çizilmesi yine onun
dünyasına girmenin ve onun dünyasından onunla sohbet edebilmenin bir başka önemli
yoludur. Kimi kimin yanına çizmiş, kimi arkaya kimi öne almış, kiminle ilgili ne anlatıyor
hepsi tek tek sorulabilir, öğrenilebilir. Kendisini çizmesi istenip, sonra da “bu çocuk nasıl bir
çocukmuş bana anlatır mısın” denerek çocuğun ağzından çocuk dinlenebilir.
Yarım masallar anlatıp devam edip masalı tamamlamasını istemek, çocukla sohbet etmenin bir
başka yoludur. Anne&baba anlatır çocuk tamamlar veya çocuk anlatır anne&baba tamamlar.
Günlük hayatımızın içinde yer alan bir çocuk, bizimle şekillenir. Anneannesiyle, amcasıyla
nasıl sohbet ettiğimize dikkat eder. Onlara dair ilk bilgileri bizden alır. Bu yönüyle bakıldığında
sohbet etme tarzını da bizden öğrenir. Bizim verdiğimiz tepkileri kopyalar, aynen bizim gibi
tepki verir. Mimiklerini dahi bizimkilere benzetir. Fiziki olarak size benzemeyen çocuğunuz
mimikleriyle tıpkı “siz” olur.
Çocukla sohbet sanattır. Lakin her çocuğun konuşkan olmasını, okula gidip gelince neler
yaptığını neler yediğini anlatmasını beklemek haksızlık olur. Çocuğu kendi bireyselliği içinde
değerlendirmek ve yukarıdaki yöntemlerden hangisinden daha çok hoşlanıyorsa ona o şekilde
yaklaşmak yerinde olacaktır. Muhhabetiniz bol olsun…
Avrupa Kültür Başkenti unvanıyla başlayan 2010 yılında 10 milyon turist hedefleyen İstanbul, yılın ilk 6 ayında beklediği ilgiyi göremedi.
Kente gelen yabancı sayısı geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yüzde 4,6 oranında azaldı.
AA muhabirinin İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgiye göre, kente, Ocakta 294 bin 352, Şubatta 372 bin 713, Martta 489 bin 884, Nisanda da 588 bin 601, Mayısta 688 bin 821 ve Haziranda 659 bin 117 turist geldi.
Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanları ile Haydarpaşa, Pendik ve Karaköy limanlarından alınan verilere göre; 2010 yılı Ocak-Haziran aylarında İstanbul’a gelen yabancı sayısı toplam 3 milyon 93 bin 488 oldu. Ayrıca Edirne’deki Kapıkule, İpsala, Pazarkule ve Hamzabeyli kara hudut kapıları ile Kapıkule ve Uzunköprü gar hudut kapılarından giriş yapan yabancılardan üçte birinin İstanbul’a geldiği belirlendi. Böylece İstanbul’a gelen yabancı ziyaretçi sayısı toplam 3 milyon 358 bin 243 olarak gerçekleşti.
Bu verilere göre, İstanbul’a gelen yabancı sayısı geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yüzde 4,6 oranında azaldı.
-TURİSTLERİN ÇOĞU HAVAYOLUNU TERCİH ETTİ-
İstanbul’a gelen turistlerin 2 milyon 448 bin 989′u Atatürk Havalimanı’nı, 481 bin 192’si Sabiha Gökçen Havalimanı’nı, 773′ü Haydarpaşa Limanı’nı, 19 bin 570′i Karaköy Limanı’nı, 1377’si ise Pendik Limanı’nı tercih etti. Yabancı ziyaretçilerin 141 bin 587’sini Karaköy Limanı’na gelen günübirlik ziyaretçiler oluşturdu.
Turistlerin milliyetlerine bakıldığında ilk sırayı yüzde 14 oranla Almanlar aldı. Bunu yüzde 6,3 ile Ruslar, yüzde 5,4 ile İtalyanlar, yüzde 5,2 ile İngilizler, yüzde 5,1 ile Amerikalılar, yüzde 4,7 ile Fransızlar, yüzde 3,9 ile İranlılar, yüzde 3,3 ile Hollandalılar, yüzde 2,8 ile İspanyollar, yüzde 2,7 ile Japonlar, yüzde 2,1 ile Ukraynalılar, yüzde 1,9 ile Azeriler, yüzde 1,7 ile Belçikalılar, yüzde 1,6 ile Güney Koreliler ve Türkmenler oluşturdu.
2010 yılında önceki yılın aynı dönemine göre Rusya, İran, Japonya ve Güney Kore’den gelen ziyaretçi sayılarında artış, Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda, İsviçre, Ukrayna, Avusturya gibi ülkelerden gelen ziyaretçi sayılarında düşüş oldu.
-”TÜRKİYE GENELİNDE YÜZDE 10,2 ARTIŞ VAR”-
İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili, İstanbul turizminde 2010 yılının ilk yarısının bittiğini ifade ederek, ”Sayısal göstergelere bakacak olursak yılın ilk yarısı yüzde 4,6 eksi durumda kapanmıştır. Yani altı ayda İstanbul’a 3 milyon 358 bin 243 ziyaretçi gelmiş bulunmaktadır” dedi.
İlk 6 ayda Türkiye’nin turist girişlerinde yüzde 10,2 oranında artış görüldüğünü belirten Bilgili, bunun özellikle vizelerin kaldırılması ve dış politikadaki pozitif çalışmaların bir neticesi olarak sınır şehirlere yapılan ziyaretlerin artması sonucunda gerçekleştiğini kaydetti.
Bilgili, ”İstanbul’da, Avrupa Kültür Başkenti olmasına rağmen bir artış sağlanamaması, kente en çok ziyaretçi gönderen Avrupa ülkelerinde (Avrupa ülkelerinin İstanbul içerisindeki payı yüzde 50,2′dir) iktisadi krizin devam etmesi, bunun da seyahatin önemli oranda Avrupa içi gerçekleşerek yurt dışı çıkışları olumsuz etkilemesi olmuştur” diye konuştu.
-TURİST SAYISINI TRANSİT YOLCULUK DA DÜŞÜRDÜ-
İstanbul’a gelen ziyaretçi sıralamasında ilk 10′da olan ülkelerin 6’sının Avrupa ülkeleri olduğunu ve bu ülkeler arasında İtalya hariç hepsinin ilk 6 ayı eksi durumda kapattığını kaydeden Bilgili, şöyle konuştu:
”İlk 10′da bulunan Avrupa ülkelerindeki ortalama düşüş oranı yüzde 11,66′dır. Avrupa ülkelerinden İstanbul’a gelişteki düşüşün bir diğer nedeni ise Türk kökenli Avrupalıların Türkiye’ye girişlerinde İstanbul’a değil, doğrudan Ankara ve Anadolu şehirlerine uçuş yapmalarının artış göstermesidir. THY’nin transit yolcularının artması sonucu doğrudan İstanbul’a gelen yolcuların yer bulmakta zorlanmaları da bir problem olarak görünmektedir.”
İran’dan gelen turist sayısında yüzde 33,5 ile ciddi bir artış olduğuna dikkati çeken Bilgili, ”Arap ülkelerinde ise bir bütün olarak değil, bazılarında bir artış söz konusudur. Bunların en önemli artış nedenleri; vizelerin kaldırılması ve uygulanan dış politika sonuçları olarak görmek gerekir” dedi.
Bilgili, Rusya’dan gelen turist sayısında ise geçen yıla oranla yüzde 18,9 artış görüldüğünü belirterek, Güney Kore ve Japonya’da ciddi artış olduğunu, ABD’nin son yıllarda ciddi bir istikrar içerisinde yükselişini sürdürdüğünü anlattı.
-”DÜŞÜŞ DEĞİL, GERÇEKÇİ BİR DURUMA GELDİ”-
Kapıkule, İpsala, Pazarkule, Hamzabeyli kara hudut kapıları ve Kapıkule, Uzunköprü gar hudut kapılarından beş ayda 794 bin 265 kişinin giriş yaptığını belirten Bilgili, şu bilgileri verdi:
adını koyamadım birşeyler yaşıyorum içimde
seninle olan hergün qüzel sanki.
seninle herşey güzel.
yada şöyle demeliyim
güzel olan herşeyde sen warsın..
Seni sewiyorum
biLiyorum herkes bişeyleri seviyor
sonra vazgeçiyolar
ama bn senden wazgeçmicem.
Sen bnden wazgeçsen biLe.
Hep aşk olarak kalıcaksın yüregimde.
Senden önce yaşamamış gibiyim sanki.
Seninle yeniden başlıyorum herşeye.
yeniden dogan bir gün gibi.
heryere herşeye adını yazıyorum
seni seviyorum çünkü seni yaşıyorum.
meğerse suLara yazmışım seni..
meğerse rüzgara yazmışı seni.
heryerde herşeyde sen varsın benım için
ve biliyorum kime bakarsan bakıyım baktıgım herşey sen olucaksın.
ama bütün bunlara ragmen yinede..
Sen beni sevmesende olur. ![]()
ama yinede herşeye ragmen..
ben sevicem sni
iLk günki gibi
ve biliyorum sevemicemki kimseyi böle ..
Yazan: yééLi$