12
Tem

Terazi burcunun Özellikleri

   Yazan: admin   Kategori Astroloji

Herhangi bir konuda karar vermeden önce, bütün şartları dengeye getirmeye çalışırlar. Olaylardaki etkenlerin olması gereken oranlarını tartarlar.

Bu yüzden onları tanımlayan sözcük ‘Tartarım’dır. Teraziler güçlü bir adalet duygusuna sahiptirler. Abartılı bir hareketleri yoktur. Fakat yakın dostlarının vefasızlıkları onları çok etkiler. Nazik ve yumuşak sözlerle insanlarla iletişim kurarlar. Fakat, istemedikleri bir konuda ısrar edilirse sabır ve kibarlılıklarını yitirebilirler.

Çevresinde olup, bitenler için çok meraklı insanlardır. Başkalarının yaşantısına girmeye bayılırlar. Çok istedikleri güzel şeylere başka arkadaşları sahip olduğu zaman kıskançlık duyguları ortaya çıkar, hatta ayni şeylere sahip olmak için hileli yollara başvurabilir. Kendilerini geliştirmiş Teraziler ise, çıkarları için ilkelerinden taviz vermezler. Yalnızlığı sevmezler.

Her zaman güzel, dengeli ve uyumlu bir dünya ararlar. Kötü gerçeklerle karşı karşıya kalınca, kaçış yolları ararlar.

mynet Sohbet , mynet Sohbet odası, mynet Sohbet odaları, mynet Sohbet Sitesi, mynet Sohbet Siteleri, mynet Sohbet kanalı , mynet Sohbet Kanalları, mynet Sohbet Sayfası, mynet Sohbet Sayfaları, Sohpet
mynet Chat mynet çet, mynet sohpet, mynet chat odaları,mynet chat sitesi

23
Oca

Mynet Chat – Reiki Nedir?

   Yazan: admin   Kategori Astroloji

Reiki, şifa ve ruhsal çalışma tekniklerine dayanan binlerce yıllık bir öğretidir. Kaynağı Tibet olduğu sanılan bir uygulamadır. Oldukça kolay, herkes tarafından öğrenilebilen bir tekniktir.

Kanji Japonca’sı olan iki kelimeden oluşur. Rei: her yerde var olan – Ki: ruhsal yaşam enerjisi demektir. Tam sözlük anlamı olarak çevirdiğimizde “her yerde varolan ruhsal yaşam enerjisi” demektir.

Reiki üstatlarından bayan Takata “Evrensel Yaşam Enerjisi” olarak tercüme etmiştir. Çoğunluğun kabul ettiği tanım budur.

Reiki, doğası gereği ruhsal bir çalışma olmasına rağmen, hiçbir dine ya da inanca bağlı değildir. Uygulaması çok güçlü olan ruhsal bir deneyimdir. Aynı zamanda, uygulayıcılarda psişik duyuları güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar.

Reiki’yi öğrenmek kişinin entelektüel kapasitesine bağlı değildir. Öğretmenden öğrenciye inisiyasyon denilen bir yöntemle kolaylıkla aktarılır. Uzun süren uygulamalar ya da değişik ruh halleri gerektirmez. Reiki, kişinin yeteneklerine dayanmayan, şifanın saf halidir. Bu nedenle herkes kolaylıkla öğrenebilir. Uygulama bir kere öğrenildikten sonra ömür boyu kullanılabilir. Hem kendinize hem başkalarına kullanılabilir olması avantajlarından biridir.

Alternatif Tıp bilgileri içinde anılmasına rağmen alternatif bir tıp yöntemi değildir. Tıbbi müdahalelerin yerine geçmez. Yardımcı bir yöntemdir. Tedavilerdeki yan tesirleri azaltarak sonuçların olumlu gelişmesine katkıda bulunur. Ağrı ve stresi azaltarak pozitif bir forma girmenizi sağlar. Hiçbir zaman zarar vermez. Uygulanan insanın ihtiyaçlarına göre yarar sağlar.

REİKİ EĞİTİMİ

Reiki eğitimi öncelikle bu eğitimden geçmiş olan öğretmenler tarafından verilir. Eğitimler üç aşamalıdır.

1. aşamasında kendinize ve bir başkasına uygulamayı öğrenirsiniz. Reiki’nin detaylı tarihçesi, uygulamanın nasıl yapılacağı, standart el pozisyonları gibi bilgiler bu aşamada verilir.

2. aşamasında daha derin mental çalışmalar yapabilir ve enerjiyi uzağa aktarabilirsiniz. Burada Reiki’nin sembolleri vardır. Bu sembollerle nasıl çalışılacağı öğretilir. Bu aşama, 1. aşamadan üç ay sonra verilir.

3. aşama öğretmenlik aşamasıdır. Bu aşama uzun süren bir aşamadır. Reiki öğretmeni olabilmek için gereken koşullara uyulması gerekir. Ortalama 1-2 yıl süren bir çalışma gerektirir.

Eğitime katılmak için uzun süren meditasyon vs. gibi teknikler uygulamış olmanız ya da özel yeteneklere sahip olmanız gerekmez.

Öğretmenden öğrenciye inisiyasyon adı verilen bir teknikle bu enerjinin aktarımı yapılır ve belli bazı kanalların açılmasıyla başlatılır.

Bir kez bu aktarım yapıldıktan sonra ömrünüzün geri kalan kısmında bu enerjiyi kullanabilirsiniz.

Genelde, bir fal olarak tanınan Astroloji aslında çok farklı bir yerdedir; bir tür sosyo terapi olmasının ötesinde akademik platformda özellikle de istatistiksel öngörülerde kullanılabilir.

Okuyucularımla bu yazıda, Mundane denen bu astroloji-istatistik konusunu paylaşıyorum. Bu yöntem savaşlar için olduğu kadar, ekonomide, politika ve doğa olaylarında da kullanılmakta. Burada yıldızlar bizi yönetiyor kuşkusunun veya inancının yerine, gezegenlerin yer değiştirmeleriyle, dünyada yaşanan olaylar arasındaki matematiksel ilişki düşüncesinin konulması gerekmektedir. Ve Türkiye geçmişe bakmamız kaydıyla, acaba şimdi nereye gidiyor?

Savaş yasaktır… savaş suçtur… savaş günahtır…

Her geçen gün daha çok insan, buna inanıyor; savaşın çaresi veya önlemi olarak düşündüğümüz demokrasi ise, özellikle Komünist rejimlerin çöküşünden sonra daha fazla benimsenmesine rağmen, savaşlar yine de azalmıyor. Ama hala sığınacağımız bir umut limanı var. Çünkü tarih bize demokrasilerin kan bedelinin, totaliter rejimlerden daha az olduğunu öğretiyor. Fakat, hala mutlu değiliz, demokrasiye daha çok inanmamıza rağmen, yine de barışa ulaşamıyoruz… Peki neden?

Öncelikle bilelim ki, savaşların ve yanısıra da toplumsal çalkantıların ve çatışmaların anakronik süreçleri vardır. Yani nasıl bilinen ve klasik nedenlerle başlayan, gelişen ve olgunlaşan kaçınılmaz hastalıklar varsa, kitlesel oluşumlar, dönüşümler ve süreçler de böyledir, zamanı gelince olması gerekenler, yaşanması kaçınılmaz neden ve sonuçlar vardır. Örneğin Yugoslavya’daki etnik iç savaş anakroniktir yani yanlış zamanda yaşanmıştır, çok daha öncelerde olmalıydı. Fakat bilinmesi gereken bir diğer altın kural ise, kaderin daima kendi planını gerçekleştirmeye çabaladığı ama son kararı hür iradenin verebileceğidir, kasdedilen kavram eğer gereken farkındalık ve kararlılık içindeysek hür iradenin kaderi yönlendireceği şeklindedir. Tabii ki beceri ve istek sentezinin doruğuna ulaşabilmemiz şartıyla…

Oysa insan toplumu hemen hemen her zaman kaderci olmayı sevmektedir, tevekkülle olayları kabullenmekte, mücadeleyi, çabayı çabuk bırakmakta, değişim içgüdüsünü köreltmektedir. Kurtuluş Savaşı’nın ünlü cümlesi olan “Milletin makus talihini yendik…” düşüncesi, düşüncemizin bulunmaz bir örneğidir ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kadere boyun eğmeyenler sınıfından olduğunu bize kanıtlamaktadır. Elbette ki tarihin akışı içinde benzer örnekler her zaman pozitif değildirler, Adolf Hitler gibi sonuçları negatif olan örnekler de vardır. İşte burada, üstteki yaklaşım yerini bulmaktadır yani sorun gereken süreç ve zaman içinde çözümlenememiş, ertelenmiş ve sonucun bedeli iki kat daha ağır olmuştur. Birinci ve İkinci Büyük Savaşlar’dan söz ediyorum. Benzer sonuçları, Filistin, Irak ve PKK örneklerinde de bulabiliriz. Tüm bu örneklemelerde zaman/hür irade ilişkisi belirgin olarak kendisini gösterir. Liderlerin veya yönetenlerin kişilikleri, becerileri ve zamanlamaları daima tarihin doğal akışını etkilemekte ve yönünü değiştirebilmektedir.

Ve tabii ki bu yazıyı okurken kaçınılmaz doğayı unutmamanız gerekir, örneğin şu anda henüz ucunu gördüğümüz küresel ısınma veya deprem gibi doğal afetler, şu ya da bu nedenle kaderi etkileyecek niteliklere sahip olan insanların zamansız ölümleri kaderin avantajı olarak kabul edilirler yani biz maçı daima deplasmanda oynarız…

Biz zamanı dünyanın güneşin etrafındaki dönüşüyle ölçeriz ve aynı olay Güneş Sistemi’mizin tüm gezegenleri için geçerlidir. Bu dairesel karakteristik hareket, belki ebedi değildir ama bildiğimiz kadarıyla evrenin her yerinde geçerlidir. Dünyamızda 24 saat yarısı gece, yarısı gündüz olan bir gündür, bu bir periyottur, yılın mevsimlere bölünmesi gibi, burada karşılıklı ilişkiler vardır, dünya döner gece olur yine döner gündüz olur. Gezegenimizin rotası Güneş’e olan uzaklığı orantısında mevsimleri oluşturur yani söz konusu karşılıklı ilişki budur, biz buradan zamanı anlar ve ölçeriz. İki gezegenin karşılıklı ilişkisi de böyle düşünülmelidir, birbirlerinden uzaklaşır ve yaklaşırlar, konumları bize bir ölçü verir; kısacası olaylarla, hareketleri karşılaştırırız. Dönemsel vizyon düşüncesi çok eskidir öylesine ki insanlığın gözlem yaptığı ilk günler kadar eskidir. Klasik Yunan’da yaşamın dönemsel yenilenmesi, başta Plato olmak üzere, Pythagoras, Heraclitus, Empadocles ve sonraki düşünürler tarafından anlatılmıştır, şimdi bizler onların hesaplamalarını ve düşünce biçimlerini yeniden keşfediyor ya da hatırlıyoruz…

Mundane Astroloji’ye göre yüzyılımızda belirginleşen kültürel değişimler ve artan türevleri, üç dış gezegenin dönemsel dinamiğine bağlıdır. Burada, sistematik bir düzenleme göremezsiniz ama olanları anlamak ve kozmik sistemi tanımak, özellikle entellektüeller için şaşırtıcıdır. Uzun yıllar önce, BBC Televizyonu’nunda Amerikan İç Savaşı ile ilgili çok düşündürücü bir belgesel yayınlanmıştı. Acaba neden isyan o zamanda başlamıştı? Gerek Jüpiter, gerekse de Satürn, Uranüs, Neptün ve Pluto ile ılımlı bir ilişki içindeydiler; Gouchon’un “Kozmik Dönemsel indeks” indeki kayıtlar doğruydu ve bu indeks 20. Yüzyıl için ünlü tarihçi-astrolog Andre Barbault tarafından desteklenmişti, “Les Astres et l’Histoire-1967 ve L’Astrologie Mondiale-1979″. Barbault’un hazırladığı, antik çağdan başlayıp 1950′de biten savaş listeleri, çok etkileyicidir ayrıca tahmini kurban sayıları da verilmiştir.

Ciddi bir çalışma ve hesaplamanın sonunda, son üçyüz yılda dönemsellik yani tekrarlar açıkça görülür hatta daha da ötede özgün bir ritm vardır. Eğer Frans›z tarihçi Bouthoul’un, Barbault’a yolladığı 1740-1974 dönemine ait savaş listesine “Le Defi de la Guerre 1976″ göz atılırsa söz konusu ritm çok daha iyi görülür. Bu iddia, Gronigen Üniversitesi, Dutch Polemological Enstitüsü taraf›ndan da desteklenmiştir, ayrıca Leiden Üniversitesi Sosyal Anlaşmazlıklar Araştırma Merkezi’de aynı fikirdedir yani savaşların dönemselliği vardır. Barbault’nun savaşlarla ilgili çalışmalarında cevabını bulamadığı en önemli soru, hiçbir astroloğun İkinci Dünya Savaşı yıkımını tam olarak neden önceden bilemediğidir? Oysa, Gouchon cevabı bulmuştur; beş dış gezegenle ilgili hesaplar (Jüpiter’den Pluto’ya) çok net olarak ülkeler çap›nda bir anlaşmazlığı göstermektedir (Burada okuyucuyu sıkmamak için, yapılan uzun hesaplamaları ve grafikleri vermiyorum, merak edenler referansları bulabilirler) Özet olarak Jüpiter’in diğer yavaş gezegenlere doğru olan hareketinin eğrisi savaş habercisiydi, buradaki dalgalanmalar, zıtlaşmalar ve çakışmalar durumu gösteriyordu. Çünkü Birinci Dünya Savaşı tamamen aynı konumda başlamıştı.

Burç ve fal astrolojisinden başkasını tanımıyan okurlarımıza durumu daha iyi anlatmak için şöyle diyebilirim. Mundane de bir astroloji türüdür ama fal değildir, istatistiklere ve örneklere dayanır, örneğin Jüpiter belli bir zaman içinde belli hareketleri veya diğer gezegenlerle belli konumları oluşturmuşsa, karşılığ›nda yaşanan olaylar vardır ve bunlar karşı karşıya konur. İşte iki büyük savaşın başlangıcında, Jüpiter başta olmak üzere beş dış gezegenin konumları aynıydı. 1950′de benzer bir durum daha yaşandı ama farklılıklar vardı ve bu kez dünya savaşı yerine daha küçük olan Kore Savaşı yaşandı. Birçok astroloğa göre, dönemsel çevrimler iyi göstergedirler, dengenin derecelerini gösterirler, ayr›ca bu göstergelerin ekonomik ve politik ilişkilerde de geçerli oldukları da kabul edilir.

Yakın tarih bize daha iyi tablolar verir; 70′lerin sonuna doğru dönemsel indekslerin düşüş evresi, dünya ekonomisinin sars›lma dönemine yani yüksek enflasyona, artan iflaslara ve büyüyen işşizliğe raslam›şt›r. Ayn› dönemde uluslararası ilişkilerin kötüleşme hızı artmış ve Sovyetlerin Afganistanı’ı işgali ile İran’daki fanatik devrim gercekleşmiştir. 1983/84 döneminde dönemsel indeks yükselmeye başlay›nca, ekonomide geçici düzelmeler görülmüş, uluslararası ilişkiler daha yumuşam›ş, Gorbachov’›n y›ld›z› parlarken, SSCB’de reformlar kolaylaşm›şt›r. 1989/90 dalgas› zirveye ulaşt›ğ›nda ise, Doğu Avrupa’n›n Komünist diktatörleri yıkılırken, SSCB ile ilişkiler kopmaya başlamış ve aynı anda da ekonomik durum dünya çapında yine kötüleşme sürecine girmiştir. Bu örneklerdeki amaç, son 300 y›ldaki dönemsel indekslerdir. Hipoteze göre, yükselen eğriler hakim iyimserliği, göreceli dengeyi, yaratıcılığı ve gelişmeyi işaret etmektedir, alçalan eğriler ise, karışık ilişkiler evresini, yıkımları, pesimizmi, karmaşayı ve yine göreceli kaosu göstermektedir. Ve bizim sorumuz, savaş indekslerinin bu hipotezi destekleyip, desteklemediğidir? Daha aç›kças› görülür ki, eğrilerin düşme dönemlerinde daha çok savaş›n oluşmas›, yükselme dönemlerinden çok daha fazlad›r ve işte bu, doğrusal bir ilişkinin göstergesidir.

Elimizde önemli bir referans var; Lentz Bar›ş Araşt›rmalar› Laboratuar› Direktörü William Eckhardt’›n 1991′de yazd›ğ› “Dünyadaki Savaş ve Bar›ş Harcamaları” adlı kitap. Bu kitaptaki “1500-1990 aras›ndaki Savaş ve Savaş nedenli Ölümler” listesinin üzerinde duracağ›z. Listede, 1700-1991 aras›nda 492 savaş var ve her birisindeki asgari ölü say›s› binin üzerinde. Tüm bu savaşlar›n sonucunda, 134.880.000 insan yaşam›n› yitirmiş ve bu sayı 18. Yüzy›l’daki tüm Avrupa nüfusuna eşit, günümüzde ise Britanya Adalar›, Fransa ve Hollanda’n›n toplam nüfusu demek. Şimdi bu savaşlar›n başlangıçlarını dönemsel indekslere göre kontrol edelim, ilginç bir sonuçla karş›laşacağ›z…

492 savaş›n başlang›çlar›;
Jüpiter evresinde; -248 +244 = 492
Satürn evresinde; -254 +238 = 492

Art› veya eksiler dönemsel ç›k›ş ve inişleri gösteriyor, farklar raslant› düşüncesini itmektedir. Ama asıl önemli olan Jüpiter’in iniş ve ç›k›ş›nda oluşan savaşlard›r yani Jüpiter’in her iniş ve çıkışında savaş vardır. Bir de ölümlere bakalım…

1. 1.000′le 10.000 ölüm; 281 adet Jüpiter evresi -135 +146
2. 10.000′le 100.000 ölüm; 152 ” Jüpiter evresi – 74 + 78
3. 100.000 kişiden çok ölüm; 59 ” Jüpiter evresi – 39 + 20
Toplam 492

Savaşlar›n, oluşmalar› ve bitişleri, dönemsel evrenin gelişi ve gidişi s›ras›ndad›r ama biz büyük savaşlara bakacağ›z. Önce Jüpiter, sonra da Satürn ve Uranüs’ün iniş ve ç›k›ş evrelerinde ortaya ç›kan 59 savaş önemlidir. 39 savaş Jüpiter’in düşüş evresinde, 20’si yükseliş evresinde ç›km›şt›r, Jüpiter ve Satürn evrelerinde ise, beş kez fazlalık görülür ve oran % 25.5′e yükselir. Bu hesaplamalar uzundur, sizi ayrıntılardan uzak tutuyorum…

Sonuçta genel bir orant›lamaya girersek, büyük savaşlar›n % 92’sinden Jüpiter sorumludur ve ölümlerin hemen tamam› onun dönemlerinde yer al›r. Tüm savaşlarda (492 savaş) yaklaş›k 135 milyon insan ölmüştür. 59 mega-savaşta ölenlerin say›s› 124 milyondur yani tüm ölenlerin % 92’si ve Jüpiter bu dönemlerde yükseliş evresindedir. Ve genel bir hesaplamaya gidersek, Jüpiter+Satürn+Uranüs’ün yükseliş evrelerinde ölenlerin oran›, tüm savaşlarda ölenlerin % 83′ünü oluştururlar…

Bu bir raslant› m›d›r? Öyleyse neden sadece bu gezegenlere ait bir raslant›d›r?

Bu çal›şma şu sonuçlara ulaş›r…
” 2. Tüm kurbanlar›n % 92’si, Jüpiter’in yükselişinde ölmüştür.
” 3. 22 mega-savaş›n nedeni de, ayn› döneme aittir.
” 4. 22 mega-savaş›n 18′inde tüm kurbanlar›n % 88′i ölmüştür; bunlar Jüpiter’in yükselişindedir.
” 5. En kötü savaşlar, Jüpiter’in düşüş evresinin diğer üç gezegen taraf›ndan k›r›lma çizgisinde ç›km›şlard›r; buna “Dehşet Efekti” denir.
” 6. Bilinmeyen bir nedenle, Jüpiter dünyan›n neresinde yükselirse yükselsin, savaşlar genelde Avrupa’da ç›kmaktad›rlar ya da Avrupa neden olmaktad›r. Jüpiter’in yükseliş evresinde başlayan savaşlar, düşüş evresinin başlang›c›na kadar bitmemişlerse, düşüş evresinde ölümler çok daha fazla olmaktad›r.

Elbette ki, bütün tarihi olaylar, bu yaklaşımın d›ş›nda da değerlendirilebilirler. Üzerinde çal›şılan süre hemen hemen üç yüzyılı kaps›yor ama geçen zaman içinde dünya nüfusu sekiz kat büyüdü. Savaşlar dünyay› son üçyüz y›lda çok değiştirdiler; 18. Yüzy›l’da Frans›z Devrimi’nden önce çok az say›da profesyonel asker vardı yani askerlik az›nlık bir grubun mesleğiydi ve bunlar devrimden sonra savaş sanatını kitlelere öğrettiler o zaman halk orduları doğdu. Endüstri Devrimi sonucunda ise, silaha yönelik bir savaş makinesi oluşmuştu art›k kurbanlar milyonlarla say›l›yordu. Buna rağmen insan›n değeri hala vard› ama bu değer ac›nin ve gözyaş›n›n enflasyon katsay›s›yla ölçülüyordu. 20. Yüzy›l’da savaşlar›n art›ş› bu ac› eşiğinin aş›lmas›n›n sonucuydu, savaşlar artarken insanl›ğ›n acı eşiğinin derecesi yani enflasyon katsayısı ayn› oranda artm›yordu.

İşte şimdi bu noktaday›z. Elde ettiğimiz kozmolojik dönemsel eğri referanslar›, astronomi ve burç falı d›ş›ndaki akademik astroloji ile yak›n ilgisi olmayanlar için çok aç›k olmayabilir ama güvenilirdir. Çünkü bizler, Güneş Sistemi’nin düzenli ve ritmik hareketinin içindeyiz yani ayr›lmaz bir parçasıyız, mikrodan makro hareketleri gözlemleyebilir ve yağmur bulutlarından yağmurun yağacağını önceden bildiğimiz gibi, gezegenlerin hareketleriyle, yaşad›ğ›m›z olayları dönemsel yani zamansal olarak karş›laştırıp kozmik ritmi ya da tekrarlar› öngörebiliriz.

Şu anki kültürümüz, gezegensel evrelerin oluşmalar› düşüncesiyle Antik Çağ’daki kadar uyumlu değildir, geçmişte olduğumuz kadar şimdi de karanlık uzay bizi ürkütüyor, öldürücü dünyadışı canl›lar fobisi kadar bilinmeyen güçlerin bizi yönlendirmesini de istemiyoruz, bir anlamda kendi kötülüğümüzden mutluyuz hatta yeteri kadar kötü olduğumuzdan da eminiz. Bu bağlamda, bu tür araştırmalar ve öngörüler, rahats›z edici ve hatta baz› algı düzeylerinde panik uyandırıcı sonuçlar getiriyor. Oysa daha dikkatli olabilir, kimbilir belki de bugün beğenmediğimiz bazı antik yöneticiler gibi davranarak, gök evrelerinin bizi kan ve savaşa götürdüğüne inanabilir, mesnedimiz ne olursa olsun çok sevdiğimiz bu ac› oyunundan biraz olsun kurtulabiliriz…

Not: 59 büyük savaşın başlangıcı 1701-13 İspanya iç savaşıdır, son alarak da 1992-96 Yugoslavya ‹ç Savaş› incelenmiştir. 1996 sonrası henüz değerlendirmeye alınmamıştır.

9
Oca

DOĞUM ASTROLOJİSİ

   Yazan: admin   Kategori Astroloji

Kız mı olsun yoksa erkek mi? Karar sizin…

Geleceği yıldızlar belirleyebilir mi? Doğacak çocuğun cinsiyetini seçebilmek için, belli bir saatte döllenmeyi, Ay’ın astrolojik konumuna göre yapabilirmiyiz? Kadınların periyodik hallerinin bu konuyla ilişkisi var mıdır? Ay Dönemleri, doğum kontrolunu kolaylaştırabilir mi? Ve en önemlisi, astrolojik analizler yaparak doğumsal kusurları önlemek için, en iyi döllenme zamanını seçebilir miyiz? Bütün bu soruların cevabı var mı? İşte, Astroloji’nin 1960′larda başlayan ama şimdilerde yerini bulan yeni bir  penceresi ve bir bilim adamının verdiği savaş… 

Çek psikiyatr ve jinekolog Dr. Eugene Jonas’a göre yukardaki sorulara sempatiyle, ön yargısız yaklaşabiliriz. Dr. Jonas, 10.000 kadını test ettikten sonra, gebelikle ilişkinin % 97 olduğunu belirledi. Böyle bir iddia doğal olarak, yüzyılın en önemli olaylarından birisi olabilir ve modern kadını şekillendirebilir ama ancak “Astrolojik Dönem Metodu” nun genelleştirilmesi koşuluyla… Bir diğer yaklaşım ise, neden böyle yapmayalım ya da bu yöntemi kullansak ne olur? Dr. Jonas araştırmalarına 1956′da başlamıştı, çıkış noktası tesadüfen rasladığı antik bir Babil-Asur taş yazmasıydı.

Kadınların gebelik dönemlerinin, Ay evreleriyle ilişkisi olduğu anlatılıyordu. Ne yazık ki, eski astrologlar Ay’ın evreleri hakkında daha geniş bir açıklama bırakmamışlardı veya bulunamamıştı. Jonas, endişelenmesine rağmen yılmadı, o sıralarda Macaristan’da çocuk düşürmek neredeyse yasallaşmıştı. İnançlı bir Katolik olan Dr. Jonas, buna karşıydı, ayrıca çocuk düşüren veya aldıran kadınların uğradıkları psikolojik şokların üzerinde duruyordu. Jonas’ın iyi bildiği bir diğer şey, gebeliği önlemede çok geçerli olan ritm metodunun uygulanmasının çok güç olduğuydu. Kısacası gebeliği önlemenin en kesin yolu, kısırlaştırmaktı.    
 
Üç Ana Kural
Jonas yaptığı testleri desteklemek için güvenilir tıbbi referanslar kullandı; astrologlardan, ve kozmobiyologlardan oluşan bir ekip kurdu. Kozmobiyologlarların gözlemlerine göre, kozmik koşullar ve güç alanları yaşayan herşeyi etkiliyordu ve bu yaklaşıma bilimciler ve özellikle de fizikçiler katılıyordu. Jonas ve ekibinin üzerinde önemle durdukları bir diğer şey, şarlatan falcılardan ve yıldız haritasıyla (horoskop) gelecek tahminlerinden uzak kalmaktı. Günümüzün önemli kozmobiyologlarından Reinhold Ebertein şöyle yazıyordu; “Astroloji meraklıları bilimsel araştırmalara ve özellikle istatistiklere çekinerek yaklaşıyorlar, oysa kozmobiyolojik her tür çalışma ve metodoloji daha fazla bilgi sağlıyor ve doğru sonuçların ortaya çıkmasına yardımcı oluyor.” Jonas, ilk önce güneş lekelerinin insan yaşamını nasıl etkilediğini araştırırken, astrolojik ve astronomik çalışmalar yaptı. Hipokrat’tan Kepler’e uzanan pratik astrolojiyi inceledi; tüm bu araştırma döneminin sonunda, Ay’ın evreleri ile gebelik arasında doğrusal bir ilişkinin bulunduğundan emin oldu. Asur-Babil taş yazmasını keşfettikten sonra, Jonas işe girişti, çeşitli doğum haritaları veya kozmobiyologların tabiriyle “Kozmogramlar” çizdi ve bunları gebelik örnekleriyle karşılaştı. 1956 yazında, çok yoğun geçen birkaç haftalık araştırmanın ardından Jonas, kendi tabiriyle gebelikle ilgili “İlk Üç Ana Kural” ı belirledi. Seksüel eylem ve ceninin oluşması kesinlikle formüle edilebilirdi. Üç kural şöyleydi;

1. Bir kadının gebe kalma anı, Ay ve Güneş’in ritmi  ve de Güneş’le Ay’ın açılarıyla ilişkilidir; burada kadının kendi doğum anı dikkate alınmalıdır.           
2. Çocuğun cinsiyeti, Ay’ın gebe kalma anındaki pozisyonu ile ilgilidir.  
3. Gebe kalma anındaki doğal gezegen konfigürasyonları, embriyonu etkiler.    

Ay hormonal değişimleri etkilemektedir
Peki ama, daha doğal, daha kesin görüşler ve destek araştırmalar yok mu? Biraz daha açılabilir ve araştırmanın detaylarına yönelebiliriz; eğer bir kadın, örneğin Yeni Ay’da doğduysa, her Yeni Ay döneminde gebe kalacaktır. Eğer bir kadın, Yeni Ay’dan beş gün sonra Ay’la, Güneş’in birbirlerine 60′ açı yaptıkları bir anda doğduysa, aynı açının ve konumun tekrarında, periyodik dönemi tekrarlanacaktır. Ay’ın ve Güneş’in doğum anınızda nerede olduğunu bilmiyorsanız, elbette ki ciddi bir astroloğa başvurmanız gerekir, eğer ona doğru doğum bilgilerini yani tarih, zaman ve yer bilgilerini verebiliyorsanız, astrolog söz konusu kozmik konumları size verecektir. Jonas sistemine göre, bir kadın kozmo-gebelik dönemine Ay/Güneş dönüşlerinin iki gün öncesinde girmektedir. Eğer kadın, bu metodu gebeliği önlemek olarak kullanıyorsa, sakınma pratiği yapmalıdır yani bir tür doğum kontrolu, söz konusu açının 36 saat öncesinde ve 12 saat sonrasında yapılmalıdır. Avustralyalı Francesca Naish, özel bir çalışma yaptı ve gebelik tarihlerini belirleyerek, olası hataların güvenlik sınırlarını, yumurta ve spermlerin yaşam sürelerini saptadı. 4 günlük Ay periyodlarında oluşan sonuçların her ay veya 29.5 günde bir tekrarlanmaları verileri destekliyordu. Yumurtlamanın kökeninde, aybaşı dönemlerinde oluşan hormonal değişimleri Ay etkilemektedir ve aynı etki stres ve sağlığı da kapsamaktadır. Öte yandan Ay Dönemi, sabit olarak yılda 12-13 kez tekrarlanır; Aybaşı periyodlarında oluşan gebelik olaylarının nedeni, raslantısal olarak Ay Dönemleri ile karşılaşmaktır. Bir kadın bir ayın içersinde iki kez gebelik dönemi yaşayabilir ve bunu bilirse avantaj veya sakınmak için kullanabilir.                    
 
Gebelik anı önceden belirlenebilir

Dönemlerin gözlemini yapan Dr. Kurt Rechnitz’ın çalışmalarını geliştiren Jonas, iddiaların % 98 kesin olduklarını belirtiyor ve sonucun vücuttaki temel ısının kontrol edilmesi yöntemiyle kesin olara desteklendiğini söylüyordu. Avustralya’lı astrolog Francesca Naish, Ay Dönemi’nin eğer iki dönem raslantısal olarak çakışmıyorsa dönemin bir potansiyel olarak kalacağını ve sadece yumurtanın serbest kalacağını belirtiyordu. Bununla beraber, gebeliği bu yolla önlemek mümkün değildir ama Ay Dönemleri’nde sakınılması doğru bir iştir. Gebe kalma anında Ay’ın yeri, maskülin veya Yang (Ateş-Hava) ise, çocuk erkek olacaktır; aksine feminen veya Ying (Toprak-Su) ise kız olacaktır. Ay’ın burçlardaki kalış süresi, yaklaşık 2-2.5 gündür. Yani hesaplar buna göre yapılacaktır, Ay Dönemleri’nin iyi hesaplanması sonucunda ortaya çıkarılacak olan Ay Burcuna göre ayarlanacak olan gebelik anı, önceden belirlenebilir. Astrolojik takvimler veya özel tablolar Ay’ın hangi anda burç değiştirdiğini kesin olarak verirler; bu malzeme yurt dışında ilgili mağazalarda bulunmaktadır. Özetle anlatılmak istenen şudur; bir astrolog aracılığı ile Ay evreleri hesaplanacak, anne adayının doğum anı da öğrenildikten sonra istenilen tarih belirlenecek, evrelere göre cinsiyet tercihi yapıldıktan sonra, gebe kalma anı kesinleşecektir. Bundan sonrası çifte aittir.                

“Dört çocuğumun cinsiyetini ben belirledim.”

Mısırlı bir Egyptolog olan Dr. Balogh Naish’a göre, Jonas’ın metodu eski Mısırlılar’dan alınmadır ve en azından 5000 yıllıktır, Doktar Jonas’ın metodu biliniyor ama yine de işin püf noktalarını kimse bilmiyor, diyor. Naish, dünyanın magnetik alanının Ay evrelerinden etkilendiğini ve spermlerin taşıdığı erkek ve kadın kromozomlarının da aynı etkinin altında kaldığını söylüyordu. Sheila ve Lynn Schroeder tarafından yönetilen Astrolojik Doğum Kontrol Merkezi’nde Jonas’ın çalışmaları batı dünyasının dikkatlerine sunuldu; sunuşta Ay Burcu seçimlerinde başarı oranının % 98 olduğu açıklandı. Kontrol Merkezi’nden E.R. Schweigert, Ay’ın farklı burçlardan geçerken rahimdeki asidasyonun veya alkalin oranının değiştiğinin spermlerdeki sedimentasyon sayımlarında belirlendiğini söylüyordu. Astrolojik Tıp Ansiklopedisi’nin yazarı olan H. L. Cornell, herkesin tıbbi astrolojiyle ilgilenmesini söylüyor ve şöyle yazıyor; “Bir yıldız haritası üzerinde çalışmakla kişinin karakterini ve mizacını öğrenebilir aynı zamanda da hastalıkları teşhis edebiliriz, doğum haritasında bu noktalar çok belirgindir. Astrolojik hesaplamaları kullanarak, dört çocuğumun doğum tarihlerini ve cinsiyetlerini önceden belirledim ve belirlemelerim doktorların verdiklerini tarihlerin hiçbirisine uymadı ama sonuçta benim istediklerim gerçekleşti.”

Jonas’a deli diyenler

Jonas araştırmalarının sonuçlarını açıklamak ve tanımlamak için zorlu bir savaş veriyor. İlk olarak tezini tüm ayrıntıları ile beraber Macar ve Çek Bilim Akademi’lerine sundu. Başlarda çalışmalarını sürdürmesi için teşvik edildi Jonas sağlanan bir fonla araştırmalara devam etti ama sonra fon neden gösterilmeden birden durduruldu. 1960′da Dr. Aurel Hudcovic, Jonas’ı destekledi ve onun kuramlarını Bratislava Jinekoloji Kliniği’niğinde tanıttı. Kliniğe çağrılan Jonas, elde ettiği sonuçları, hamile kadınların cinsel ilişki bilgileriyle karşılaştırarak, doğacak çocukların cinsiyetlerini tahmin etti, 100 doğumda başarılı tahmin oranı 83′idi, bu sonuca gebe kalma dönemlerinin astro haritalarını hesaplayarak varmıştı. Benzer ikinci bir tur çalışmada, başarı oranını % 98′e yükseltti. Sonuçların duyulmasının ardından, Macaristan, Çekoslovakya ve Almanya’dan binlerce mektup gelmeye başladı; kadınlar gebe kalma, cinsiyet belirleme ve doğum kontrolu konularında yardım istiyorlardı. Kozmogramlar çizildi, programlar yapıldı, Jonas seyahatlara başladı, dersler ve konferanslar veriyor, bioritmin ana fikrini anlatıyordu. Basında Jonas’ın çalışmaları peşpeşe  yayınlanıyor, ilgi artıyordu. Ama daha öncelerde Jonas’ın bölüm şefi olarak çalıştığı TBC Psikiyatri Kliniği, tavır alarak hastalarının onunla temas etmelerini engellemeye başladı; Mesaj açıktı; psikiyatr veya astrolog olunabilirdi ama ikisi birden olunamazdı. Bu engelleme etkili oldu ve projesini geliştirmek için fon arayışları boşa çıkmaya başladı, birçok finans kurumu doktoru deli olarak tanımlıyorlardı.  
 
Doğal Doğum Kontrolu

Bütün bunlardan sonra hangi güç tıbbi astrolojiye katlanabilirdi ki? Arayışları boşa gidince Jonas Macaristan’a döndü ama burada da tersliklerle karşılaştı ve akıl sağlığının yerinde olup olmadığı tartışılınca, bir dizi teste katlanmak zorunda kaldı. Bu arada ilk kitabını yayınladı; “Çocuğunuzun Cinsiyetini Önceden Tahmin Edin” adlı kitabı altı dile çevrildi. Buna rağmen hiçbir maddi kazanç sağlayamadı. Ama işin aslına bakılırsa, sadece bir avuç meslektaşı Jonas’ı mahkum etti veya destekledi. 1968′de Çek Sağlık Bakanlığı Astra Araştırma Merkezi’ni kurdu ve planlı evebeynliği teşvik etti. Açılışından iki ay sonra Astra, 9000 Kozmogram yayınladı, bu arada Jonas’ın fikirleri ABD’ye taşındı. Ostrander ve Schoreader “Demir Perde’nin ve Sonrasının Ardındaki Fizikötesi Keşifler” ve “Doğal Doğum Kontrolu” adlı kitaplarında Jonas’ın çalışmalarını uzun uzun anlattılar. Dr. Schweigart Viyana’da açılan Uluslararası Astra Merkezi’nde, Dr. Jonas’ın ve  Dr. Reichnitz’ın Ay Evreleri Kuramı’nın tekrarlanmaya başlayan olaylarla çoktan kanıtlandığı açıkladı. Dr. Schweigart şöyle diyordu; “Kendimizi raslantısal hissediyoruz ama eğer bu olaylar başladıysa evrensellik kabul edilecek veya reddedilecektir. Belki gelecek kuşaklar bunu ellerinde tutacaklar. İnsanlık tarihi boyunca, yeni bilgilerin geçerli dünya görüşüyle çarpıştığı sık görülmüştür. Ama eninde sonunda değişen şey, daima tutucu zihniyetler olmuştur.”        
 
Jonas’ın kuramının şu andaki uygulamalarından örnek bir rapor
Kaynak: Astra
 
Tarih: 29 Şubat 1996

Müşteri: Ms. Deborah S. Bundy,  Albuquerque, ABD

Doğum tarihi:  15 Mart 1947
Doğum saati:     7:15 a.m. ABD E.S.T. (Önemli-Tekrar kontrol edin)
Ay Evresi Açısı: 277′ 59.6172 dakika

Gelecek yılda Ay Evresi Açınız, (277′ 59.6 dakika olacak)
Tekrarlanan günler aşağıda verilmiştir, lütfen zamanları doğru olarak uygulayın;

Tarih    Gebe Kalma Saati  Cinsiyet

13 Mart 1996               2:53 AM                     Kız
11 Nisan 1996               9:09 AM                    Kız/Erkek
10 Mayıs 1996               2:49 PM                      Erkek
08 Haziran 1996             9:15 PM                      Kız
08 Temmuz 1996            5:43 AM                      Erkek
06 Ağustos 1996             4:50 PM                      Kız
05 Eylül 1996                  7:12 AM                      Erkek
05 Ekim 1996                  0:38 AM                      Kız
03 Kasım 1996                8:35 PM                      Erkek
03 Aralık 1996                 5:40 PM                     Kız
02 Ocak 1997                 1:42 PM                      Erkek
01 Şubat 1997                  6:48 AM                     Kız
02 Mart 1997                  8:05 PM                      Erkek

7
Oca

Burçlara göre hediye listesi

   Yazan: admin   Kategori Astroloji

Hangi burç ne tür hediyelerden hoşlanır? İşte size uzun bir liste…
Koç

Coşkulu, sabırsız, neşeli, hiçbir şeyden yılmayan Koç burcunun zevklerinin abartılı olduğunu bilmelisiniz.

Canlı renkleri seven Koç kadını için; kırmızı bere, atkı, iç çamaşırı, şık bir şal ve eşarp, mutfak gereçleri hediye edebilirsiniz Ayrıca bakımlı Koç kadınına epilasyon aleti, renkli taşları olan kolye, yüzük, saç şekillendirme seti, manikür seti de uygun armağan alternatifleridir.

Hareketli özgürlüğüne düşkün Koç erkekleri ise oto aksesuarları, mp3 player, şık bir çakı ve çakmak, traş makinesi, spor ayakkabı, ve iyi bir tişörte hayır diyemezler.

Boğa

Huzurlu, sakin, alışkanlıklarına bağlı Boğa’ları memnun etmek zordur Hediye almakta zorlanılacak burçlardan biri oldukları için hediye çeki uygun bir alternatiftir.

Yemek yemeyi sevdiklerinden yemek sepeti, kaliteli bir kutu çikolata her iki cinsi de çok mutlu edecektir.

Dış görünüşlerine önem veren Boğa kadınları için; ipek eşarp, şal, vücut yağları, güzellik sabunu ve kremleri, parfüm, tek taş yüzük tercih edilebilir.

Konfordan fazlasıyla zevk alan Boğa erkekleri için; deri cüzdan ve çanta, ahşap şarap seti ve şaraplık, konforlu okuma koltuğu ve puf ilgilerini çekecektir.

İkizler

Meraklı, değişken ruhlu, zeki, sosyal ilişkileri kuvvetli, her türlü yeniliğe açık olan İkizler’e hediye almakta zorlanmayacaksınız.

Sosyal ilişkileri kuvvetli İkizler kadınına ışıltılı kişiliğini ortaya çıkaracak ilgi çekici bir tişört, cep telefonu, minyatürler, orjinal küpe ve kolye, okumayı çok sevdikleri için bilimsel, biyografi tarzındaki kitaplar alabilirsiniz.

Zeki İkizler erkeği için; ise zeka oyunları, satranç ve tavla takımı, maket arabalar, spor bir süeter ya da gömlek, kum saati, play station hediye etmek onu çok mutlu edecektir.

Yengeç

Yaratıcı, sadık, duygusal, mizaçlı Yengeç burçlarını memnun etmek istiyorsanız eviyle ilgili şık hediyeler satın alabilirsiniz.

Hassas Yengeç kadını için; romantik şamdan ve abajurlar, iç çamaşırları, mayo, bir buket gül, inci kolye, yemek yapmayı sevdikleri için mutfak gereçleri onları şımartmaya yetecektir.

Sevdiklerine ve evine düşkün olan Yengeç erkekleri içinse; ikinizin resmini koyabileceği şık bir çerçeve, projeksiyon sistemi, romantik bir DVD film, resim albümü, maket gemi tercih edebilirsiniz.

Aslan Burcu

Ilımlı, sevecen, dürüst, kendine güvenen yapısıyla dikkat çeken, lükse ve kaliteye düşkün Aslan burçlarına alacağınız hediyelerin kaliteli ve gösterişli olmasına dikkat edin.

Her şeyin en iyisini isteyen Aslan kadını için; tek taş yüzük, altın broş, kol saati, deri çanta, orkide çiçeği, orjinal vazo, kristal aksesuarlar alabilirsiniz.

Rahatına ve lükse düşkün Aslan erkeği içinse; deri tavla ve satranç takımı, puro ve sigara aksesuarları, kül tablası, şık kol düğmeleri, kol saati seçebileceğiniz hediyeler arasında

Başak Burcu

Titiz, kuralcı, düzenli, duygularından çok mantıklarıyla hareket eden Başaklar için seçeceğiniz hediyelerin fonksiyonel olmasına dikkat edin.

CD kutuları, kartvizitlik, kalemlik, eleştirel olduklarından her şeyi sevdiremeyeceğiniz için hediye çeki her iki cins içinde hediye edilebilir.

Fiziksel sağlığına düşkün Başak kadınları için; cilt bakım ve temizlik ürünleri, çiçek kokulu parfüm, ayrıca antika eşyalar ve heykel almayı düşünebilirsiniz.

Okumayı seven Başak erkekleri içinse; kişisel gelişimine yönelik kitaplar, masa lambaları, hesap makinesi, tablolar uygun hediye alternatifleridir.

Terazi Burcu

Uyumlu, estetik duyarlılığı gelişmiş zarif Terazi’lere alınacak hediyelerin zarif olmasına özen göstermelisiniz.

Güzelliğine düşkün Terazi kadınlarına şık bir şal, gümüş takılar, kaliteli makyaj malzemeleri, bakım kremleri, saç bakım setleri, epilasyon aleti, porselen takımları, pembe krizantem hediye etmek onları çok sevindirecektir.

Sosyal yaşamı hareketli, müzik dinlemeyi seven Terazi erkeğine cep bilgisayarı, müzik seti, mp3 player, sevdiği grubun CD’si, orjinal tablolar, antika eşyalar satın alabilirsiniz.

Akrep Burcu

Sezgileri güçlü, tutkulu, derin duyguların kişisi olan Akrep burçlarına sevdiğinizi ifade edebilecek özenle düşünülmüş hediyeler tercih etmelisiniz.

Gizemli Akrep kadınlarına hediye için, kırmızı-siyah renklerinde iç çamaşırları, altın – pırlanta yüzük ve kolye, ipek eşarp, şal, büyük mumlar tercih edilebilir.

Odasına düşkün Akrep erkekleri içinse; masa saati, gece lambası, kamera, ses kayıt cihazı, deri bir kemer, evrak çantası, korku ve gerilim filmleri-romanları, avcılığa düşkün olduklarından balık oltalarını hediye edebilirsiniz.

Yay Burcu

Esprili, neşeli, maceracı, hareketli olan yay burçlarına sıradışı hediyeler tercih etmelisiniz.

Gezmeyi, yeni kültürleri tanımayı seven Yay kadınını piknik çantası, ayrıca kurşuni kolye, bileklik, piercing, orjinal peçetelik, vazo, meyve kokulu parfümler, hayvanları çok sevdikleri için minik bir kedi ya da köpek yavrusu veya hayvanlarla ilgili aksesuarlar çok mutlu edecektir.

Hareketli ve atletik Yay erkekleri ise pusula, matara, tuttuğu takımın aksesuarları, seyehat çantası, spor ayakkabı ve kıyafetleri, bilgisayar aksesuarlarına hayır diyemeyeceklerdir.

Oğlak Burcu

Sorumluluk sahibi, sadık, disiplinli, ağırbaşlı Oğlak’lar için kullanışlı hediyeler seçmekte fayda var.

Tutarlı ve kuralcı Oğlak’lara hediye seçmekte zorlanırsanız, hediye çeki imdadınıza yetişecektir.

Seçici ve mükemmeliyetçi Oğlak kadını için şık porselen takımları, kristaller, altın ya da pırlanta tek taş yüzük, kolye, klasik kitaplar, foto albümü, kaşmir bluz seçenekler arasında.
Geçmişe önem veren Oğlak erkeğine; antika eşyalar, klasik müzik CD’leri, deri cüzdan, deri çanta, fonksiyonel bir kalem, satranç takımı, zamana çok önem verdikleri için duvar saati, kol saati alabilirsiniz.

Kova Burcu

Bağımsız, entellektüel, zeki, sıradışı fikirleri ve yaşamlarıyla dikkate çeken Kova’lar için farklı diyebileceği hediyeler bulmalısınız.
Son derece modern olan Kova kadını için fotoğraf makinesi, mp3 çalar, kahve ve çay tüketmeyi çok sevdiklerinden çay ve kahve makinaları, elektrikli su ısıtıcısı alınabilir.

Zekasını zorlamaya bayılan Kova erkekleri içinse zeka oyunları, bilgisayar, bilgisayar aksesuarları, teleskop, ayrıca elektrikli masaj minderi ve yastığı, orjinal kül tablaları, purolar zevklerine hitap eden en iyi hediye seçenekleridir.

Balık Burcu

Duygusal, romantik, duyarlı, sezgileri güçlü Balık’ların güzellik ve estetik duyguları çok gelişmiştir.

Romantik Balık kadınına beyaz ipek gecelik, saten iç çamaşırı, banyo sabunu, vücut losyonu, vücut bakım kremleri, kokulu mumlar, sevimli oyuncaklar, tütsü, parfüm, mutfak robotu, meyve sıkacağı, biblolar alınabilir.

Müzik ve sanata eğilimli olan Balık erkekleri için; sevdiği grubun ya da solistin müzik albümleri, sanat kitapları, ahşap bir gemi maketi, traş makinası ve losyonu, deniz kayağını hediye alternatifleri arasında düşünebilirsiniz.

5
Oca

ASTROLOJİDE EVLİLİK

   Yazan: admin   Kategori Astroloji

Astroloji’nin Matematik Mantığı var mı?

Evliliklerde, ünlülerin mesleki dağılımında astrolojinin etkili olduğunu araştıran bilim adamları var. Sizlere bu karmaşık çalışmadan bir kesiti örnek olarak veriyoruz. Belki kendinizi de burada bulabilirsiniz.

Astronomlar astrolojiyi yererler. Krallardan, hanedanlardan ve firavunlardan gördüğümüz gibi, İnsanoğlu her zaman yıldızlara ulaşmaya ve üstün insan seviyesine yükselmeye çalıştı. Astrolojiyi var eden işte budur yani yıldızları uygun hale getirir. Bilimadamlarının genel fikri, astrolojinin tümden boş olduğudur. Bunun bir çok şekilde deneysel olarak ispatlandığı da ileri sürülür. Fizikçiler ve genetikçiler bizim göremediğimiz çok küçük elektro manyetik parçacıklardan oluştuğumuzu anlatırlar. Peki Ay’ın denizleri etkilemesi gibi (med ve cezir) büyük etkiler neden yok? Sıvılarımız bağışıklı mı? Bizler % 90 su içermiyor muyuz? Birkaç yıl önce Nobel Ödülünü kazanan bir bilim adamı astrolojinin hiç bir temelinin olmadığını açıkladı.

Ama işin en garip yönü buradadır yani hiçbir bilim adımının belki birkaç istisna dışında, oturup Astroloji’ye kafa patlatıp, bilimsel sonuçlara ulaştığı görülmemiştir. Bilim adamlarının konu üzerindeki araştırması 5 dakikada geçmemektedir. Yukardaki ifade, Nobel Ödülü alan başarılı bir bilimci tarafından yapılmıştır. Yani kesin bir ön yargıdır ama bilime kesin olarak aykırıdır veya bilimin metodolojisine aykırıdır. Astroloji karşıtı bir bilim grubuna ünlü kişilerin doğum günleri üzerinde yapılan deneysel çalışmanın istatistik olarak önemli sapmaların göstereceğini iddia edilmiş ve iddia kazanılmıştır.

Çalışmanın yöntemleri

Bazı deneysel ve bilimsel kanıtları inceleyelim. Yani 1974 baskısı Micropaedia ve Britannica Ansiklopedileri’nde listelendiği gibi 1400 ile 1974 yılları arasında yaşayan bazı ünlülerin doğum tarihlerini inceleyelim. (15. baskıda tarihsel kayıtlarda ve listelerde pek fazla değişiklik yok, zaten güncelleştirilmiş tarihler gerekli değil.) Çok miktardaki materyalleri çeşitli dallara ayırdık:

* Konumlara göre ünlülerin sayısı (Macropaedia ve micropaedia)

* Astrolojik burcuna ve konumuna göre ünlü Kişilerin Dağılımı

* Ünlülerin doğum günlerinin gün ve aya göre, yani Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, Dağılımı.

* Astrolojik burçlar dizisi bölümü; konumlarla karşılaştırma (örneğin; Koç Burcu ve sanat gibi…)

* İstatistik metodlara göre istatistik değerlendirme (Chi-Square testi, vb.)

* Yıllık düzensiz değişimlere istatistik bağlantı (gün ışığı, derece, manyetik çekim gücü)

* Uzun vadeli dönemlere istatistik bağlantı, Kondratieff-Saros Dönemi.

* Evli çiftler ve doğum ayı üzerine Kop ve Heuts tarafından yapılan bazı araştırmalar…

Burçlar ve meslekler ilişkisi

1974 baskısı, Micropaedia ve Brittanica Ansiklopedileri’nde listelendiği gibi ünlü kişilerin konum ve doğum tarihlerine göre (doğum ayı yani astrolojik burcu) dağılımı matematiksel istatistik bir analizidir. Bu analiz, Drs. P.P.A.M. Kop tarafından yürütülmüştür. Kendisi Amsterdam Üniversitesi’sínde davranış üzerinde Çalışmalar yapan bir bilimadamıydı. Yaklaşık 650 Chi-Square testi yapıldı. Tabii ki sonuçlar şaşırtıcı görülebilir! (Örnek; kişisel mesleklerle insanların toplamı ve aynı ayda (veya burçta) doğan insanların toplamı göz önünde tutulursa yani meslekler şans eseri seçilmişse, Chi-Square testi tahmin edilen frekansları hesaplar.)

Tablo 1, doğum ayı ve mesleklere göre toplam Chi-square değeri 368.952 dir. Karmaşık bir istatistik hesaplama sonucunda, böylece, frekanslar önemli bir ölçüde raslantıdan uzaklaşmaktadır ve frekanslar aylar üzerinden mesleklere göre yayılmasıyla özel bir konum oluşmalıdır.

Tablo 2′ye göre (Astrolojik burç ve meslekler) toplam Chi-Square değeri 370.3659′dir. Aynı hesaplama, astrolojik burçlar için de geçerlidir. Fakat burçlar, nedensel faktörlerdir anlamına gelmez. Ayların bölünmesi gibi burçların ayrılması da yılın önemli zamanıdır. Gerçekten aylık dönemlerdeki bölünme, astrolojik burçlara göre bölünme gibidir.

Önemli sonuçlar, şans ve raslantıdan sapma;

Siyasiler – Ekim ayında fazla;

İş Adamları – Haziran ayı için az , Temmuz için fazla;

Biyologlar – Ocak ve Temmuz ayları için az, Şubat için fazla;

Coğrafi Kaşifler – Aralık ayı için az, Haziran için fazla;

Sanatçılar – Nisan için fazla;

Dil Bilimcileri- Aralık ayı için fazla

Şansdan sapmada önemli sonuçlar;

Din – Astrolojik burçlara göre dağılım; Koç ve Yay burçları için az, Terazi ve Oğlak burçları için fazla;

Askeri Liderler – Astrolojik burçlara göre dağılım; Terazi burcu için fazla;

İş Adamları – Astrolojik burçlara göre dağılım; İkizler için az, Yengeç için fazla;

Fizik – Astrolojik burçlara göre dağılım; Yengeç için fazla, Oğlak için az;

Arkeoloji – Astrolojik burçlara göre dağılım; Oğlak için fazla;

Dil bilimcileri – Astrolojik burçlara göre dağılım; Yay için fazla;

Coğrafi kaşifler – Astrolojik burçlara göre dağılım; Aslan için fazla; Başak için az.

Sanatçılar – Astrolojik burçlara göre dağılım; Koç için fazla; Başak ve Akrep için az.

Bu sonuçlar müzisyenler ve hukukçular için de geçerlidir.

Evlilik ve dönemsel etkiler

Yıl içersindeki doğum tarihlerine göre ünlüler arasındaki meslek dağılımıyla ilgili olağandışı birşeyler var. Tabii ki bunun nedeni eski takvimsel kılavuzlarda yer alan yıldızlar ve gezegenler doğrudan olmayabilir. Fakat ipuçlarını iklimin, ışığın, derecenin ve/veya yeryüzünün manyetik faaliyetinin yıllık periyodlarında bulabiliriz. Öte yandan, yeryüzünün manyetik faaliyeti, güneş patlamalarıyla ilgili bir fonksiyondur ve bu patlamalar, yörüngedeki gezegenlerin durumuyla da ilişkilidir. Öyleyse, ritmleri veya periyodları ya da tekrarlanan dönemleri bu noktada aramalıyız. Drs. P.P.A.M. Kop ve Dr. B.A. Heuts, Hollanda’da Amsterdam Üniversitesi’nde davranış bilimi üzerinde çalışmalar yapıyorlardı ve “Evlilikte eş seçimi ve doğum ayı” ile ilgili dikkate değer makaleler yayınladılar. (1974, Sayı 1, Sayfa 19.) İki uzman hayvanlar üzerinde yaptıkları çalışmalarda şuna dikkat ettiler; her erkek veya dişi bir çift oluşturmazlar. Gerçekte, bazı türdeki kuşlar üzerinde yapılan incelemeler gösteriyor ki, kendileri gibi aynı yılda doğan eşleri için tercih yapma hakkına sahip gibi görünüyorlar. Bu yüzden bilimadamları, bu tür tercihlerin insanlar arasında da yapılıp yapılmadığını merak edip, araştırdılar. Bir evlenme bürosuna gidildi ve dosyalardan rasgele seçilen yaklaşık 3500 evli çift örnek alındı.

Bilimadamları astrolojiyle ilgilenmediğinden, istatistikleri aylara ve yarı aylara (karşılıklı kontrol edebilmek için) böldüler. Doğum ayı üzerine kurulan salganlık (agresiflik) düzeylerinde farklılıklara bağlı olarak şu genel sonuçlara ulaştılar;

* Kadınlar, genelde kendilerinden iki ay sonra doğan erkekleri tercih ediyorlar. Bu tercih özellikle Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında doğan kadınlar için zor oluyor.

* Erkekler, genelde kendi doğum ayından iki ay içerisinde (erken yada geç) doğan kadınları tercih ediyorlar. Ve dört ile altı ay sonra veya önce doğan kadınları daha az tercih ediyorlar.

* Ocak ayının ikinci yarısında doğan kadınların, Ekim ayının ikinci yarısında doğan erkekleri tercih ettikleri dikkat çekiyor. (şansa göre beklenen evliliklerin iki katı kadar)

* Nisan ve Mayıs ayının ikinci yarısında doğan erkek ve kadınların, birbirleriyle evlenmeyi istemedikleri görülüyor. (Şansa göre beklenilen evliliklerin yarısı kadar)

* Haziran ayının ikinci yarısından, Temmuz ayının ilk yarısına kadar olan dönemde doğan erkeklerin, Temmuz’un ikinci yarısından Ağustos’un ilk yarısına kadar olan dönemde doğan kadınları tercih ettikleri görülüyor (şansa göre beklenilen evliliklerin iki katı kadar).

* Temmuz ayında doğan kadınlarla evlenen Mart ayında doğan erkekler şansa göre beklenenden sekiz kat daha fazla boşanma oranına sahiptirler.

* Şansa göre beklenenden daha yüksek boşanma oranları, Şubat’ta doğan erkeklerle Mayıs’ta doğan kadınların evliliklerinde, Temmuz’da doğan erkeklerle Şubat’ta doğan kadınların evliliklerinde, Ekim’de doğan erkeklerle Şubat’ta doğan kadınların evliliklerinde ve Ekim’de doğan erkeklerle Haziran’da doğan kadınların evliliklerinde görülüyor.

* Kasım’ın ikinci yarısında doğan erkekler, yılın herhangi bir zamanında doğan erkeklerin iki katı kadar çabuk boşanıyorlar (kadınların doğum tarihi ne olursa olsun!).

Benzer sonuçlara diğer kentlerde ya da diğer coğrafi alanlarda raslanıp raslanmayacağı doğal olarak tartışmalara açıktır. Fakat bu sonuçlar, yeterince ilginçtir.

Bilimadamları bu rakamları günlük hesaplarda) bulabilirler ve istatistiğe ait metodları biraz olsun bilenler rasgele dağılımlardan daha önemli istatistiksel sapmalar bulacaklardır. İstatistiğin bazı ilginç grafiklere göre Yıllık Düzensiz Değişim’e olan uyuşma (mevsime göre dağılım, tekerrür eden dağılımlar ve dereceler ile olan ilişkiler, gün ışığı, yeryüzünün manyetik faaliyeti gibi…), düzenlidir ve mantıki bir sistemi işaret etmektedir. Bilimsel bir karmaşa içinde gibi görünen bu araştırmanın amacı astrolojinin öylesine bir köşeye hemen itilmemesi ve de ciddi bir pencereden bakıldığında matematiğin öneminin fark edilmesidir. Burç ve fal düzeyinin çok çok üstündeki bir astroloji evrensel bir mantığı şimdilik simgelerken, gelecek için önemli uyarıları da içermektedir. Söylenecek son söz, tüm redler yapılırken çok dikkatli olunması gereğidir.

Kop ve Heuts tarafından bulunan genel tercihler erkekler için şöyle sıralanmaktadır:

* Ocak ayında doğan erkeklerin çoğu Ekim’de, en azından Temmuz’da doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Şubat ayında doğan erkeklerin çoğu Ekim’de, en azından Mart’da doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Mart ayında doğan erkeklerin çoğu Ocak’ta, en azından Temmuz’da doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Nisan ayında doğan erkeklerin çoğu Şubat’ta, en azından Ocak’ta doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Mayıs ayında doğan erkeklerin çoğu Haziran’da, en azından Aralık’ta doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Haziran ayında doğan erkeklerin çoğu Nisan’da, en azından Ekim’de doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Temmuz ayında doğan erkeklerin çoğu Nisan’da, en azından Şubat’ta doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Ağustos ayında doğan erkeklerin çoğu Temmuz’da, en azından Kasım’da doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Eylül ayında doğan erkeklerin çoğu Eylül’de, en azından Nisan’da doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Ekim ayında doğan erkeklerin çoğu Ocak’ta, en azından Haziran’da doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Kasım ayında doğan erkeklerin çoğu Haziran’da, en azından Nisan’da doğan kadınları tercih ediyorlar.

* Aralık ayında doğan erkeklerin çoğu Mayıs’da, en azından Temmuz’da doğan kadınları tercih ediyorlar.

Ve şimdi kadınlar;

* Ocak ayında doğan kadınların çoğu Mart’ta, en azından Nisan’da doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Şubat ayında doğan kadınların çoğu Nisan’da, en azından Temmuz’da doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Mart ayında doğan kadınların çoğu Mayıs’da, en azından Ağustos’da doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Nisan ayında doğan kadınların çoğu Haziran’da, en azından Kasım’da doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Mayıs ayında doğan kadınların çoğu Aralık’da, en azından Haziran’da doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Haziran ayında doğan kadınların çoğu Kasım’da, en azından Ekim’de doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Temmuz ayında doğan kadınların çoğu Haziran’da, en azından Mart’da doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Ağustos ayında doğan kadınların çoğu Ağustos’da, en azından Eylül’de doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Eylül ayında doğan kadınların çoğu Eylül’de, en azından Nisan’da doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Ekim ayında doğan kadınların çoğu Ocak’da, en azından Haziran’da doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Kasım ayında doğan kadınların çoğu Kasım’da, en azından Ağustos’da doğan erkekleri tercih ediyorlar.

* Aralık ayında doğan kadınların çoğu Ağustos’da, en azından Mayıs’da doğan erkekleri tercih ediyorlar.

3
Oca

Günlük Harita

   Yazan: admin   Kategori Astroloji

Günlük Harita
3
Oca

Koç Ateş + Öncü (21 Mart- 20 Nisan)

   Yazan: admin   Kategori Astroloji

Genel Özellikleri

Tanımlayan söz: Kendimi arıyorum
Olumlu ve yapıcı kullanıldığında: Cesur ve girişimci, başkalarına heves veren, kolay anlayan, dürüst ve kararlı, inançlı
Kötü kullanıldığında ve abartıldığında: Kaba ve fanatik, egoist, başkalarının duygularına duyarsız, dikkatsiz, önyargılı
Yönetici gezegeni: Mars
Elementi: Ateş,
Niteliği: Öncü
Mitolojisi: Koç eski kaynaklarda her zaman kurbanlık olarak kabul edilmiştir. Romalılar ve Yunanlılar düşman şehirlerin kapılarını kırmak için koç başlı silahlar kullanmışlardır. Greklerin altın post hikâyesine göre, Phrixus ve Helle, Athamas kralının çocuklarıdır. Babaları tarafından tanrılara kurban edilmek üzere bir dağ başına çıkarılırlar. Ancak tanrılar çocukların değil, üvey annelerinin kurban edilmesini istemektedir. Tam öldürülecekleri sırada, altın postlu kanatlı bir koç belirir ve onlardan sırtına binmesini ister, Colchis adında güvende olacakları bir yere kaçarlar.
Vücutta karşı geldiği bölge: Baş ve yüz kısmı
Rengi: Kırmızı, kızıla kaçan renkler
Metali: Demir
Taşı: Elmas
En uyumlu olduğu burçlar: Aslan ve Yay
En zorlandığı burçlar: Yengeç, Terazi ve Oğlak

İlişkilerinde eğilimleri:


Koç’lar ilişkilerinde bağımsız hareket etmeye eğilimlidirler. Onları dizginlemek son derece zor olacaktır. ‘Ben de buradayım’ diyen bir tavırları vardır. Bu durum kimi zaman başkaları tarafından aşırı baskın olmak biçiminde değerlendirilebilir. Koç’lar dosdoğrudur; formalitelerden hoşlanmazlar. Sabırsız ve çocuksu yapılarıyla sınırları aşmak ister, kural tanımak istemezler. Samimidirler.

Avantajları:


Koç’la bir arada olmak cesaret ve dürüstlük ister. Bir Koç’ta bu enerjiyi güçlü biçimde hissedebilirsiniz. Koç size çok dolambaçlı ve gizli davranmayacak, kartlarını açık oynayacaktır. Yapmacıksız olması sayesinde güçlü dostlar olduğu kadar güçlü düşmanlar da edinebilir.

Zayıflıkları:


Ancak Koç bencil eğilimler de sergileyecektir. Önce kendini düşünebilir ve sizin duygularınızı hemen algılamayabilir. Fark ettiğinde de iş işten geçmiş olabilir. Koç’un kolay öfkelenen ve yıkıcı olabilen tavırları olabilir. Kimi zaman aşırı bağımsız ve zor geçimlidir. Özellikle Koç kadınları bu yönleriyle ilişkilerde sorunlar yaşayabilirler. Tek başlarına kalmaya eğilimlidirler.

Çekici ve karşı cinsin dikkatini kazanan pek çok özelliğe sahiptir. Ancak çekiciliğine rağmen, bazı önceden kestirilemeyen problemler yüzünden ilişkilerinde sürtüşmeler ve engellerle karşılaşabilirler. Koç’ların güçlü enerjilerini kontrol altına alması ve bu arada partnerine karşı daha duyarlı bir tutum izlemesi son derece yararlı olacaktır. İlişkilerde baskın tutumları yüzünden size uyum gösterecek bir partneri bulmakta zorlanabilirler.

Koç erkeksi bir burçtur ve başkalarını izlemeyi değil, önde olmayı sever. İlişkilerinde de, ateş elementinden gelen motive edici, kontrol edici özelliklere sahiptir. İşbirliklerinde de kendinizi güçlü bir biçimde ortaya koymak isterler. Bu özellikle Koç kadınları için kimi zaman bir problem haline gelebilir. Zira bu burcun kadınları, erkeklerle ilişkilerinde daha rekabetçi ve kendi güçlerini sürekli onlarla ölçen bir tavır sergileme eğiliminde olabilirler.

Koç ilişkilerinde dosdoğrudur. Haritalarında Koç burcu güçlü olan kadınlar, kendi partnerlerini yenmek ve öne geçmeyi isterler ancak, başarılı olsalar bile bu durum sonunda problemler yaratabilir. Genel olarak bu başarı arzusunun arkasında kendine güvensizlik teması yatabilir.

Koçlar aşkta son derece oyuncu ve maceracıdırlar. Hevesli doğaları ve atılgan tavırlarıyla aceleci davranabilir ve düşünmeden ilk adımı atabilirler. Onlar için eylem düşünceden önce gelir. Bununla birlikte, haritalarında güçlü Koç burcu kişileri, özellikle Venüs de bu burçtaysa, aşkı bir saman alevi tüketebilirler. Koç’lar deneyimcidirler ve aşkta fetheden bir yapıları vardır. Sınırları zorlayabilirler.

Koç Kadını’nın yaklaşımı:

Jean d’Arc gibidir. Savaşa açık ve cesur bir tavır sergiler. Hareketsiz, atıl ya da amaçsız kişilerden hoşlanmaz. Bir eş ya da anne olarak bile, kendine ait bir savaşı olmalıdır. Hemcinslerine göre çok daha açık ve dolambaçsızdır. Bu özellikleri ile o özellikle evle bağlı kalmak istemeyecek ve kendisini kariyere ya da ev dışındaki bir amaca, örneğin bu sosyal bir faaliyet de olabilir, verebilecektir.

Koç kadını meydan okunmaktan hoşlanır ve aynı zamanda başkalarını harekete geçirmeyi ister. İlişkilerinde bu durum daha baskın bir partner olma eğilimi getirir. İplerin kendi elinde olmasını tercih etmektedir. En azından kendi kararlarını başkalarına bırakmayacaktır. Geyşa tipli bir kadın hiç değildir. Onu baskı altında tutacağınızı sanırsanız, yanılırsınız.

Koç fazlasıyla erkil bir burç olduğu için bu burcun kadınları kendi dişiliklerini ya da annelik duygularını göstermekte zorlanabilirler. Özellikle Venüs’leri Kova, Koç ya da İkizler’de olan kadınlar için bu durum çok daha belirgin olacaktır. Bununla birlikte, Koç anneler kendilerini adayan ama sabırsızlık gösteren tipler olabilirler.

Koç kadınları rekabetçi bir doğaya sahip olduklarından sürekli onlara meydan okuyabilecek bir partnere ihtiyaç duyabilirler. Bu yüzden tek düze, hareketten yoksun ilişkilerde kendilerini boğulmuş hissedebilirler. Eğer Venüs de Koç burcundaysa, aşkı bir savaş alanı olarak görme eğilimlileri vardır. Aşk onlar için tutkuyla yanan bir ateştir ve son derece fiziksel de olabilir. Ancak Koç kadını eğer ilişki çıkmaza giriyor ve dinamizmini kaybediyorsa, ateş hızla sönecektir. Aşk çok çabuk parlayan ve ardından sönen bir alev gibi olabilir.

Koç kadınları ilişkilerden çok şey öğrenmek durumundadırlar. Denge içinde kalabilmek ve başkalarının bakış açısını görebilmek onlara aşk hayatında ve tüm ilişkilerinde daha tatminkar beraberlikler getirebilir.

Koç Erkeği’nin yaklaşımı:

Adeta bir savaşçı ya da şövalye gibidir, kendinden emindir, en azından emin gözükmek istemektedir. Eğer karşılarındaki kadın korunma ihtiyacı içerisinde ve sürekli olarak partneri tarafından yönlendirilmek ihtiyacında ise, Koç erkeği mükemmel bir eş olabilir. Bununla birlikte aşırı örneklerde maço eğilimler de ortaya koyabilir ve baskıcı da olabilir.

Sabırsız, hemen harekete geçmek isteyen, eğlenceli ve canlı bir karakterdir. Eğer öfke ve huzursuzlukla harekete geçiyorsa, ilişkilerinde kırıcı olabilir ve sosyal olmakta zorlanabilir. Koç erkekleri sözlerinin geçmesini isteyen ve eğer haritalarında fazla ateş ögesi de varsa, oldukça egosantrik partnerler olabilirler. Onların ayaklarını yere bastıracak sağlam ve sabırlı partnerlere ihtiyaçları olduğu gerçeğini görmezden geldikleri sürece, pek çok ilişki tüketebilirler. Erken yaşta evlenmek onların büyük bir risk getirir. Çocuksu enerjilerinin olgunlaşması zaman alacaktır.

Tutkulu bir aşktır. Sempatisini hemen göstermek ister ve kendini sınırlamaktan hoşlanmaz. Ancak haritasında Venüs Balık ya da Boğa burcunda yer alıyorsa daha dengeli, duyarlı ve verici bir tutumda olacaktır.

2
Oca

Astroloji Nedir?

   Yazan: admin   Kategori Astroloji

Astroloji nedir sorusuna kısaca; Astroloji, gezegen ve yıldızların insanların üzerindeki etkisini yorumlayan bir bilim dalıdır diyebiliriz.İnsanoğlunun yazılı tarihinin başından beri var olan astroloji, bilimlerin en eskisidir.

Astroloji kader değildir, herşey insanın kendi elindedir. Astroloji dönemleri inceler, fırsat alanlarını, şanslı zamanları, doğum haritanızda sizi kısıtlayan, zorlayan alanları, gecikmeleri gösterir. Sonuçta nasıl hareket edeceğiniz, neler yapacağınız hepsi sizin iradeniz içindedir. Gezegenlerin iyi açılar yaptığı şanslı dönemlerde, hiçbir şey yapmadan oturursanız bu fırsatları kaçırabilirsiniz. Aynı şekilde gezegenlerin zorlayıcı etkiler yaptığı dönemlerde gerekli gayret ve azmi gösterirseniz tüm zorlukları aşabilir, farkında bile olmadığınız içinizdeki gücü ortaya çıkarabilirsiniz

Dünya varolduğundan beri insanın doğaya karşı verdiği “varoluş” savaşında kullandığı en etkili araçlardan bir tanesi de Astroloji’dir. Astroloji ilk insanın, genelde gökyüzünden gelen doğal afetleri kontrol etme çabası sonucunda ortaya çıkmış olan, bugün artık bilimsel değeri olmadığına inanılan bir “bilim”dir.

Astroloji’nin temelinde sembollerle akıl yürütme ve tümevarım bulunur. Diğer pek çok bilim dalıyla bağlantısı olan Astroloji sayesinde, doğum haritasının yorumlanmasıyla insanın kişiliği, hayatı, keşfedilmemiş potansiyelleri, kökleşmiş alışkanlıkları, fiziksel problemleri, yetenekleri ve ilerleyen zamanlardaki dinamizmi çok rahat tespit edilebilir.

Sizler için sitemizde diğer pek çoklarının aksine, mümkün olan en kapsamlı çalışmalar derlenmiştir. Uzun bir deneyim sürecinin ve geniş bir kaynakçanın katkılarıyla hazırlanan “Astroloji Yazıları” kendinizi tanımanızda, güçlü yanlarınızı geliştirmenizde, zayıflıklarınızın üstesinden gelmenizde, daha tatminkar ilişkiler kurmanızda ve ilerletmenizde size yardımcı olacaktır.

sohbet