5-6 YAŞ ÇOCUKLARLA SOHBET ETME SANATI
Çocuk ve sohbet deyince akla oyun geliyor hemen. Ebeveyn olup da çocuğu ile oyun
oynamayan var mıdır? Varsa çok şey kaybediyordur elbette. Oyun oynama yakınlığına
giremediğiniz bir çocukla ne kadar sohbet edebilirsiniz ki…
Çocukların en bilgece yönlerinden biri de, çocuk sevenlerle çocuk sevmeyenleri, sahte
sevgilerle gerçek sevgileri çok iyi ayırt etmeleridir. Bu da gerçek bir sohbeti kiminle
yapabileceklerini bilmelerini sağlar.
Çocuğun her şeyi bilinmeli midir? Hayır. Ama bilmemizi gerekenleri bilebilmek için onunla
konuşabiliyor olmamız gerekir. Ayakta değil çömelip, elimizdeki işimize bakaraktan değil
göz göze gelerek, dinlemeyerek, ne anlatacağını merak ederek, dinlediğimizde… İşte böyle
olduğunda çocuk o güzel dünyasını açar bize. Artık onu gerçekten bilebilir, gerçekten
koruyabilir, gerçekten annesi, babası, abisi, ablası olabiliriz. Biz onu dinlediğimizde, o da bizi
dinler.
Çalışan anne babaların en büyük derdidir çocuğu ile zaman geçirememek… Uzun zaman
geçiremiyoruz, o zaman kaliteli zaman geçirmeliyiz diye düşünürler. Fakat burada çok tehlikeli
bir viraj vardır, eğer yorgunsanız, içinizden gelmediği halde çocuğunuzla “kaliteli zaman
geçirmeliyim” bilinci ile kendinizi zorlayıp “15 dk” vakit geçirmeye çalışıyorsanız, çocuk bunu
çok çabuk algılar. Sıkıldığınızı fark eder, ama sebebi yorgunluğunuza değil kendisinden sıkılmış
olmanıza verir. Buradan yola çıkıp kendisinin sıkıcı olduğu fikrine bile kapılabilir. O yüzden
içinizden geldiği zaman, içinizden geldiği kadar, içinizden geldiğini iyi ifade ederek zaman
geçirilmelidir çocuklarla. Bu zamanlardaki sohbettir tüm ilişkiyi belirleyen, o ilişkiye yön
veren…
Beğenilmeyen çocuklar, sık eleştirilen çocuklar, kendisinden yapabileceğinin üzerinde şeyler
beklenen çocuklar, agresif anne babanın çocukları bu sohbetlerden yoksun kalırlar. Başkaları
ile konuşmaya başlayabilirler, içlerine kapanabilirler.
Çoğu çocuk anne babasına dokunmayı, kucağa oturmayı iki minicik öpücük almayı sever.
5-6 yaş çocuğu rüyalarını anlatmaya bayılır. Rüyalarını anlatarak dünyasını, korkularını,
endişelerini dile getirir. Günlük hayatta konusu geçmeyebilecek pek çok şeyin konuşulması
sağlanmış olur. Her anne babanın rüya kanalını değerlendirmesi gerekir.
Her çocuğun çok sevdiği bir oyun vardır. O oyunda anne babasını görebilmek onun için paha
biçilmez oranda değerlidir. İçinizden geldiğinde, gerçekten müsait olduğunuzda bu oyunu
çocuğunuzla oynamanız kesinlikle önerilir. O oyunda konuşulanlar her iki taraf için de paha
biçilmez olacaktır.
Rol değiştirip, onu anne veya baba yapmak, anne veya babanın da çocuk olması;
ebeveynliğiniz hakkında çok zengin bir bilgi sunar ve çok şey gözle görünür hale gelir.
Annenin de çocuk rolünde, kendi çocuğunun sıkıntılarını mizahi bir üslupla dile getirmesi,
mız mızlanması, yemek yemek istememesi çocuğa çok şey katar. Belki de o davranışlarını
değiştirmesine yol açar.
Çocukla birlikte resim yapmak, özellikle de aile ve arkadaş resimlerinin çizilmesi yine onun
dünyasına girmenin ve onun dünyasından onunla sohbet edebilmenin bir başka önemli
yoludur. Kimi kimin yanına çizmiş, kimi arkaya kimi öne almış, kiminle ilgili ne anlatıyor
hepsi tek tek sorulabilir, öğrenilebilir. Kendisini çizmesi istenip, sonra da “bu çocuk nasıl bir
çocukmuş bana anlatır mısın” denerek çocuğun ağzından çocuk dinlenebilir.
Yarım masallar anlatıp devam edip masalı tamamlamasını istemek, çocukla sohbet etmenin bir
başka yoludur. Anne&baba anlatır çocuk tamamlar veya çocuk anlatır anne&baba tamamlar.
Günlük hayatımızın içinde yer alan bir çocuk, bizimle şekillenir. Anneannesiyle, amcasıyla
nasıl sohbet ettiğimize dikkat eder. Onlara dair ilk bilgileri bizden alır. Bu yönüyle bakıldığında
sohbet etme tarzını da bizden öğrenir. Bizim verdiğimiz tepkileri kopyalar, aynen bizim gibi
tepki verir. Mimiklerini dahi bizimkilere benzetir. Fiziki olarak size benzemeyen çocuğunuz
mimikleriyle tıpkı “siz” olur.
Çocukla sohbet sanattır. Lakin her çocuğun konuşkan olmasını, okula gidip gelince neler
yaptığını neler yediğini anlatmasını beklemek haksızlık olur. Çocuğu kendi bireyselliği içinde
değerlendirmek ve yukarıdaki yöntemlerden hangisinden daha çok hoşlanıyorsa ona o şekilde
yaklaşmak yerinde olacaktır. Muhhabetiniz bol olsun…
Avrupa Kültür Başkenti unvanıyla başlayan 2010 yılında 10 milyon turist hedefleyen İstanbul, yılın ilk 6 ayında beklediği ilgiyi göremedi.
Kente gelen yabancı sayısı geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yüzde 4,6 oranında azaldı.
AA muhabirinin İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgiye göre, kente, Ocakta 294 bin 352, Şubatta 372 bin 713, Martta 489 bin 884, Nisanda da 588 bin 601, Mayısta 688 bin 821 ve Haziranda 659 bin 117 turist geldi.
Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanları ile Haydarpaşa, Pendik ve Karaköy limanlarından alınan verilere göre; 2010 yılı Ocak-Haziran aylarında İstanbul’a gelen yabancı sayısı toplam 3 milyon 93 bin 488 oldu. Ayrıca Edirne’deki Kapıkule, İpsala, Pazarkule ve Hamzabeyli kara hudut kapıları ile Kapıkule ve Uzunköprü gar hudut kapılarından giriş yapan yabancılardan üçte birinin İstanbul’a geldiği belirlendi. Böylece İstanbul’a gelen yabancı ziyaretçi sayısı toplam 3 milyon 358 bin 243 olarak gerçekleşti.
Bu verilere göre, İstanbul’a gelen yabancı sayısı geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yüzde 4,6 oranında azaldı.
-TURİSTLERİN ÇOĞU HAVAYOLUNU TERCİH ETTİ-
İstanbul’a gelen turistlerin 2 milyon 448 bin 989′u Atatürk Havalimanı’nı, 481 bin 192’si Sabiha Gökçen Havalimanı’nı, 773′ü Haydarpaşa Limanı’nı, 19 bin 570′i Karaköy Limanı’nı, 1377’si ise Pendik Limanı’nı tercih etti. Yabancı ziyaretçilerin 141 bin 587’sini Karaköy Limanı’na gelen günübirlik ziyaretçiler oluşturdu.
Turistlerin milliyetlerine bakıldığında ilk sırayı yüzde 14 oranla Almanlar aldı. Bunu yüzde 6,3 ile Ruslar, yüzde 5,4 ile İtalyanlar, yüzde 5,2 ile İngilizler, yüzde 5,1 ile Amerikalılar, yüzde 4,7 ile Fransızlar, yüzde 3,9 ile İranlılar, yüzde 3,3 ile Hollandalılar, yüzde 2,8 ile İspanyollar, yüzde 2,7 ile Japonlar, yüzde 2,1 ile Ukraynalılar, yüzde 1,9 ile Azeriler, yüzde 1,7 ile Belçikalılar, yüzde 1,6 ile Güney Koreliler ve Türkmenler oluşturdu.
2010 yılında önceki yılın aynı dönemine göre Rusya, İran, Japonya ve Güney Kore’den gelen ziyaretçi sayılarında artış, Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda, İsviçre, Ukrayna, Avusturya gibi ülkelerden gelen ziyaretçi sayılarında düşüş oldu.
-”TÜRKİYE GENELİNDE YÜZDE 10,2 ARTIŞ VAR”-
İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili, İstanbul turizminde 2010 yılının ilk yarısının bittiğini ifade ederek, ”Sayısal göstergelere bakacak olursak yılın ilk yarısı yüzde 4,6 eksi durumda kapanmıştır. Yani altı ayda İstanbul’a 3 milyon 358 bin 243 ziyaretçi gelmiş bulunmaktadır” dedi.
İlk 6 ayda Türkiye’nin turist girişlerinde yüzde 10,2 oranında artış görüldüğünü belirten Bilgili, bunun özellikle vizelerin kaldırılması ve dış politikadaki pozitif çalışmaların bir neticesi olarak sınır şehirlere yapılan ziyaretlerin artması sonucunda gerçekleştiğini kaydetti.
Bilgili, ”İstanbul’da, Avrupa Kültür Başkenti olmasına rağmen bir artış sağlanamaması, kente en çok ziyaretçi gönderen Avrupa ülkelerinde (Avrupa ülkelerinin İstanbul içerisindeki payı yüzde 50,2′dir) iktisadi krizin devam etmesi, bunun da seyahatin önemli oranda Avrupa içi gerçekleşerek yurt dışı çıkışları olumsuz etkilemesi olmuştur” diye konuştu.
-TURİST SAYISINI TRANSİT YOLCULUK DA DÜŞÜRDÜ-
İstanbul’a gelen ziyaretçi sıralamasında ilk 10′da olan ülkelerin 6’sının Avrupa ülkeleri olduğunu ve bu ülkeler arasında İtalya hariç hepsinin ilk 6 ayı eksi durumda kapattığını kaydeden Bilgili, şöyle konuştu:
”İlk 10′da bulunan Avrupa ülkelerindeki ortalama düşüş oranı yüzde 11,66′dır. Avrupa ülkelerinden İstanbul’a gelişteki düşüşün bir diğer nedeni ise Türk kökenli Avrupalıların Türkiye’ye girişlerinde İstanbul’a değil, doğrudan Ankara ve Anadolu şehirlerine uçuş yapmalarının artış göstermesidir. THY’nin transit yolcularının artması sonucu doğrudan İstanbul’a gelen yolcuların yer bulmakta zorlanmaları da bir problem olarak görünmektedir.”
İran’dan gelen turist sayısında yüzde 33,5 ile ciddi bir artış olduğuna dikkati çeken Bilgili, ”Arap ülkelerinde ise bir bütün olarak değil, bazılarında bir artış söz konusudur. Bunların en önemli artış nedenleri; vizelerin kaldırılması ve uygulanan dış politika sonuçları olarak görmek gerekir” dedi.
Bilgili, Rusya’dan gelen turist sayısında ise geçen yıla oranla yüzde 18,9 artış görüldüğünü belirterek, Güney Kore ve Japonya’da ciddi artış olduğunu, ABD’nin son yıllarda ciddi bir istikrar içerisinde yükselişini sürdürdüğünü anlattı.
-”DÜŞÜŞ DEĞİL, GERÇEKÇİ BİR DURUMA GELDİ”-
Kapıkule, İpsala, Pazarkule, Hamzabeyli kara hudut kapıları ve Kapıkule, Uzunköprü gar hudut kapılarından beş ayda 794 bin 265 kişinin giriş yaptığını belirten Bilgili, şu bilgileri verdi:
Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Kenan Gürsoy’u kabul eden Papa 16.Benedictus Türkiye’nin ilerleyen bir ülke olduğunu ancak Türkiye’de kilisenin tam anlamıyla özgür olmadığını söyledi.

ROMA (İHA) – Papa, “Türkiye doğu ve batı arasında köprü vazifesi gören bir ülke. Barış ve istikrar adına pek çok adımlar atıyor. Türkiye’de Katolik Hristiyanlar Anayasa tarafından korunan inanç özgürlüklerinden dolayı ülkenizde rahatça yaşıyorlar, fakat bu özgürlükler tam değil. Katolik Kilisesi halen Türkiye’den yasal tanınma bekliyor” diye konuştu.
Papa İstanbul’daki “Saint George” ve “La Paix” hastanelerini destekleyen hükümete de teşekkür ederek, “Katolik vatandaşlar halka sağlık hizmetleri verebildikleri için çok mutlular” dedi.
Büyükelçi Gürsoy görüşmede Papa’ya Türkiye’nin tam üye olması halinde Avrupa Birliği’ne yapacağı katkılardan bahsederken, 16. Benedictus Avrupa adını anmadan “Türkiye ile 50 yıllık karşılıklı ilişkilerimiz, ortak ilgilerimiz var. Bu ilişkilerin daha derinleşmesi ve işbirliğimizin daha da genişlemesini umuyorum” dedi.
Çinin orta kesiminde bulunan Hınan eyaletindeki bir kömür madeninde meydana gelen yangında 25 kişi hayatını kaybetti.
Şinhua ajansının haberine göre, Lişıng kömür madeninde halen 5 kişinin mahsur kaldığını belirten yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.
Yangın başladığında madende 73 kişinin bulunduğunu söyleyen yetkililer, bunlardan 43ünün yangını fark edip madenden çıkmayı başardığını bildirdi. Yangına elektrik kablolarının neden olduğunu düşünen Eyalet İş Güvenliği İdaresi, maden yöneticileri hakkında soruşturma başlattı.
Haberin devamı ↓reklam
Her yıl binlerce kişinin maden kazalarında hayatını kaybettiği Çinde kazaların çoğunluğu, yeterli güvenlik önlemi alınmamasından veya geri kalmış donanımdan dolayı meydana geliyor.
Danimarka istihbarat teşkilatı, çizdiği Hz. Muhammed karikatürleriyle Müslüman dünyasında öfkeye yol açan karikatürist Kurt Westergaard’a suikastın engellendiğini bildirdi.

İstihbarat teşkilatı PET’in Başkanı Jacob Scharf, polisin, Westergaard’ın Aarhus’deki evine bıçak ve baltayla girmeye çalışan 28 yaşındaki bir Somaliliyi dizinden ve elinden vurduğunu belirtti.
Polisi Westergaard’ın çağırdığı, karikatüristin daha sonra da evindeki özel güvenli odaya sığındığı kaydedildi.
Saldırının, “terör bağlantılı” olduğunu söyleyen Scharf, zanlının Somali’deki aşırı dinci Eşşaab örgütü ve Afrika’nın doğusundaki El Kaide liderleriyle yakın ilişkileri olduğunu bildirdi.
Scharf, Danimarka’da oturma izni bulunan Somalili zanlının cinayete teşebbüsle suçlanacağını da ifade etti.
Aralarında Westergaard’ın da bulunduğu Danimarkalı karikatüristlerin Hz. Muhammed’e hakaret içeren 12 karikatürü ilk kez 2005′te bir Danimarka gazetesinde yayımlanmıştı. Daha sonra karikatürlerin başka ülkelerde de yayımlanması İslam dünyasında protesto gösterilerine yol açmıştı.
Türkiye’de bugünden itibaren banka hesaplarında yeni bir döneme girildi.

ANKARA (A.A) – Bankacılık sektöründe bankalar tarafından mudilerine verilecek olan IBAN (hesap numarası) 26 sayısal ve alfabetik karakterden oluşuyor.
İlk kez Avrupa Birliği ülkelerinde ortaya çıkan bir hesap numarası standardı olan IBAN (Uluslararası Banka Hesap Numarası), para transferlerinin yanlış hesap numarası ile yapılmasını önlemek amacını taşıyor.
Bankalar tarafından müşterilerine verilecek IBAN, yalnızca bir hesabı işaret eden 26 sayısal/alfabetik karakterden oluşacak. Buna örnek olarak (TR 02 00001 0 1111111111111111) verilebilir.
IBAN hesap numarasında, soldan sağa karakter diziminde ilk iki karakter alfabetik karakterden oluşacak, ülke kodu olacak. Türkiye’nin ülke kodu ISO 3166 nolu standardına göre ”TR” olarak belirlendi.
IBAN’da ülke kodundan sonra gelecek ve iki basamaklı sayısal karakter IBAN kontrol basamaklı olacak. Daha sonra gelen ve basamaklı sayısal karakter olacak olan banka kodları Merkez Bankası tarafından tespit edilecek ve duyurulacak.
Banka kodundan sonra gelecek olan tek basamaklı rezerv alan bölümü tüm hesap numaraları için sıfır olacak. Daha sonra gelecek olan 16 haneli hesap numarası için standart bir format yok. Ancak hesap numarası olarak tespit edilen 16 hanenin sağa dayalı olarak yazılması ve varsa sol tarafındaki boşlukların sıfır ile doldurulması zorunlu olacak.
Avrupa Ekonomik Alanında yer alan ülkelerdeki hesaba yapılan para transferlerinde alıcıya ait IBAN’ın doğrulanması ve kullanılması zorunlu olacak.
Ancak, bankalar ile yurt dışında sınır ötesi ödemeleri gerçekleştiren kuruluşlar arasında kendi nam ve hesaplarına gerçekleştirilen işlemler ile talep edilmesine rağmen müşteri tarafından alıcıya ait IBAN’ın bildirilmeyeceğine ilişkin müşterinin yazılı beyanının alındığı işlemlerde bu zorunluluk aranmayacak.
Bankalara gelen ve alıcı hesap numarası IBAN olarak belirtilen para transferlerinde IBAN’ın doğrulanması zorunlu olacak. Bankalarca müşteri hesabından yapılan para transferlerinde göndericiye ait IBAN’ın kullanılması zorunlu.
EFT Sistemi aracılığı ile hesaba yapılan para transferlerinde, talep edilmesine rağmen müşteri tarafından alıcıya ait IBAN’ın bildirilmeyeceğine ilişkin müşterinin yazılı beyanının alındığı işlemler hariç olmak üzere, alıcıya ait IBAN’ın doğrulanması ve kullanılması zorunlu olacak.
Türkiye’de faaliyet gösteren bankalar tarafından müşterilerinin para transferine konu her bir hesabı için ürettiği IBAN’ını almak üzere mudiler, hesabının bulunduğu bankaya başvuracak.
IBAN’ını alan müşteri kendisine yapılacak para transferlerinde kullanılmak üzere hesap numarası olarak IBAN’ını göndericiye bildirecek. Para transferi yapacak olan müşteriler, transferi gerçekleştirmeden önce alıcının IBAN’ını bankalarına bildirecek. Alıcının IBAN’ının bilinmediği durumlarda ise bankalarına işlem bazında yazılı beyan vermek suretiyle transferi gerçekleştirebilecek.
Bir başka ülkeye ya da bankaya para transferi yapmak isteyen bir müşteri, alıcının IBAN’ını gönderici bankaya verdiğinde, transfer yapılmadan önce alıcının IBAN’ı gönderici banka tarafından kontrol edilecek. IBAN yanlış ise para karşı bankaya gönderilmeyecek ve yanlış işlem engellenecek.
1 Ocak 2009′dan itibaren Avrupa Ekonomik Alanı’nda yer alan Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile İzlanda, Liechtenstein ve Norveç’e para gönderirken IBAN kullanmak zorunlu olacak. Yeni yıldan itibaren IBAN’sız yurt içi ve yurt dışına para transferi yapılamayacağından, eski hesap numaralarının tamamı IBAN’a dönüşecek, dolayısıyla bankanın bir şubesinden diğer şubesine para transferi yapılırken IBAN kullanmak gerekecek.
KREDİ KARTI, ELEKTRİK SU ÖDEMELERİNDE IBAN YOK
Kredi kartı hesaplarına IBAN verilmediğinden, kredi kartı numarasına yapılan transferlerde IBAN kullanılmayacak. Elektrik, su, doğal gaz gibi aylık giderlerin banka aracılığı ile ödenmesinde ise IBAN numaraları aranmayacak